Önce mevcut duruma bakalım! Pandemi var mı? VAR.
Pandeminin tam göbeğinde miyiz? Dünya ve ülkemiz 2. dalgayı yaşıyor mu? YAŞIYOR…
Bu hastalık öldürüyor mu? ÖLDÜRÜYOR.
Hastaneler ve yoğun bakımlar dolu mu? DOLU…
Sağlıkçıların nefesi tükeniyor mu? Evet…
Maske, mesafe, hijyen ya da sosyal hayatı kısıtlayan yasaklarla bile durum ortada mı? ORTADA…
Tedavi eden ilaç var mı? Maalesef yok.

Sadece daha önce başka hastalıklarda kullandığımız ilaçları YENİDEN KONUMLANDIRIP (REPURPOSING) işe yaramasını bekliyoruz… Bazılarından sonuç alıyoruz ama hastaneye yatıştan sonra pek işe yarayan yok gibi. O zaman elimizde sonuç getirecek ne var?
AŞI…
Aşı konusunda yeterli bilgimiz olmadığından ya da bilimsel veriden çok sosyal medyada fazla tık alan açıklamalara inandığımızdan, belki de bazı dedikodulardan.
Kafamız karışık mı? KARIŞIK.
İnsanoğlu bilmediğinden korkar mı? KORKAR.
Pandemiden çıkış için ümidimiz AŞI ama karşıtlığı böyle devam ederse bu beladan kurtulmamız zor mu? ZOR…

Hasta olup büyük sorunlarla uğraşmaktansa, aşı olup vücudumuzun hastalık etkenine karşı hazırlıklı olmasını ve gerekli savunma araçlarını geliştirmesini sağlayabiliriz.
Peki bu aşı nasıl bir şey? Basitçe anlatayım…
Pasteur kuduz aşısını bulduğundan beri aslında teknik çok değişmedi. İzole et ----inaktive et----enjekte et. Aşı için önce virüsü izole ederiz.
İzole ettik mi? ETTİK… Sonra onu birkaç yolla vücudumuza hastalığa özel antikor ürettirecek, tanıtacak hale getiririz.

MESELA İzole ettiğimiz virüsü inaktive eder yani öldürür, bazen sadece dış zarını kullanır onu bazı maddelerle iyi bir antikor cevabı alacak hale getiririz. Yani dirisiyle değil ölüsüyle, dış kısmıyla karşılaşırız. Buna İNAKTİF AŞI diyoruz. Ya da vücuda virüsün antikor ürettirecek genetik dizisini hastalık yapmayan bir virüsün genetik yapısına monte eder vücuda veririz… Yani tanıtacak kısmı başka bir virüse taşıtırız. Olur size VEKTÖR AŞI… Bunlar zor ve üretmek vakit alır dersek ne olur? O zaman virüsün genetik materyalinden onun en çok tanınan, en özel yerini kodlayan RNA’sının kısmını alır, sarar, sarmalar vücuda veririz. Onlar da antikor oluşturur. Bu da olur mRNA AŞISI...
Bu kadar basit mi derseniz devamı da önemli tabii ki…

FAZ 1, FAZ 2 usulüne uygun yapılmış, FAZ 3 çalışma sonuçları analiz edilmiş, yayınlanmış, antikor oluşturduğu kanıtlanmış, gerekli otoritelerden kullanım izni almış ise AŞI ruhsatlanır. Yakalandığımda öldürme ihtimali olan, ölmesem bile ileride yaşayacağımız bilinmez sorunlara bizi gebe bırakan bir hastalığa yakalanmaktansa, riski belirlenmiş, faz çalışma sonuçları açıklanmış ve acil kullanım için de olsa ruhsat almış bir aşı, ulaşabildiğim ilk ruhsatlı aşıyı BEN kendime yaptırırım.
Dedikodu ve sosyal ya da görsel medya ünlülerine inanıp, olmazsanız yaşayacaklarınız ve alacağınız risk size kalmış… Unutmayın; insanlık tarihi hastalıklarla savaşta aşı ile elde ettiği zaferlerle DOLU…

O yüzden ben inanıyorum ki insanlık bu mücadeleyi kazanacak…

AŞI bu işte bize en büyük avantaj olacak. Sağlıklı ve güneşli günler çok uzakta değil…

Bu yazı halkı bilgilendirme amacıyla yazılmıştır.