Bu aya dair kısa hikâyeler ya da aslında kapitalizmin oyunlarına dair göndermeler.. Evet bunu yapmaya mecburuz sevgili dostlar. Eğer bahsetmezsek, dergi yayına çıktığı günün akşamı kurbağaya dönüşme riski ile karşı karşıyayız.. Geçtiğimiz yıllarda bir dergi editörü arkadaşım maalesef 14 Şubat’ı kaleme almadığı için kurbağaya dönüştü. İzmit Fuar’ındaki gölete attılar gencecik çocuğu. Ara ara gidip solucan götürüyorum kendisine :)
Evet sevgili okurlar her neyi ya da kimi seviyorsanız sıkı sıkı sarılın ona. Sadece 14 Şubat’ta değil her gün hissettirin ona sevginizi. Zaman hızla akıp gidiyor; Hâlâ şansınız varken öpücüğü kondurun yanağına. Basmakalıp bir hediye almayın. Bir gün çiçek alıp ertesi gün yaban domuzuna dönüşmeyin. Yapmış olmak için yapmayın. Biraz özel hissettirebilirseniz ne mutlu size... Ocak ayının sonlarına doğru kentin her yanı karlarla kaplandı. O kadar güzel manzaralar oluştu ki, bakmaya doyamadım. Evimin bulunduğu bölge Bahçecik sanki İsviçre Alp’lerine dönmüştü. Sihirli beyaz örtü, tüm çirkin yapıları kapatmış mimari açıdan yoksun tuhaf evler ve binalar standart ama masalsı bir görünüm kazanmıştı. İşte bu yüzden kar yağınca ortalık çok daha güzel görünüyor. Derme çatmalar gidiyor, ucube apartmanlar, binalar başka bir şeye dönüşüyor. Doğamız, coğrafyamız harika... Keşke insanımız biraz daha duyarlı, zevk sahibi ve vizyoner olsa. O zaman kar yağdığında yine güzel olurdu ama eridiğinde bu denli bir farklılık ortaya çıkmazdı. Şeyy hani olur ya bilirsiniz.. Gece makyaj varken tanıştığın birini sabah görünce :)
Herkese harika bir ŞUBAT ayı diliyorum...