Lüks anlayışıyla beraber, A’dan Z’ye tüm güncel markalarda müşterilerin tercihleri de değişti. Bir yandan ihtiyaç odaklı, spor giyim ve günlük giyime yönelimi görürken diğer taraftan da duygusal alışveriş diyebileceğimiz, günün şartlarına uymayan fakat müşterinin kendini iyi hissedeceği ürünlerin tercih edildiğine şahitlik ettim. 

İçinde samimiyet, sadelik ve doğallık barındıran senaryolar yazıldı. Beyaz ve gri tonlarının ağırlıkta olduğu, fonksiyonel ve sade mobilyaların öne çıktığı, yalın bir ortamda olduğumuzu hayal ettik. Bu sebeple de evlerimize de özen göstermeye başladık. Ruh halimizdeki ve alışkanlıklarımızdaki değişikliklerin evlerimize de yansımasının tadına varmaya ve sade bir yaşam biçimini yüceltmeye yöneldik. Işıklandırmalardan giyime, yiyeceklerden dekorasyona kadar farklı alanları kapsayan, yavaşlamanın önemine dikkat çeken ‘’HYGGE’’ (rahatlık ve rahatlık duygusu ile sağlıklı yaşam ve memnuniyet duygusu) İskandinavlar tarafından yıllardır konuşuluyor, üniversitelerde dersi bile veriliyordu. Bizler ise bu felsefenin ruhuna pandemi ile varabildik. Kendimizle baş başa kaldığımız şu günlerde, yaşam biçimimizi de bu yeni hayata ve bu yeni normale uydurmak zorunda kaldık.

Özüne dönmesine az da olsa izin verdiğimiz doğa ile daha çok vakit geçirmenin değerini anladık. Rahatlık, konfor, sıcaklık, duygusallık ve basitlik; hayatımızın her alanına, alışverişlerimize, evimize yansıdı. Yani, trend ‘’Sadeleşerek mutlu olmak.’’ 

Gelin, tüm hayatımızı etkileyebilecek derinlikteki felsefeyle radarımıza giren yeni seçimlerimize, kıyafetlerimize bir bakalım.

Öncelikle, giymediğimiz kıyafetlerden arınmalı ve onları ihtiyaç sahiplerine bağışlamalıyız. Giydiklerimizden, kullandığımız bakım ürünlerine hatta yediklerimize kadar dikkat edip daha sürdürülebilir bir yaşam idame ettirmeye çalışmalıyız. Su ve enerji tüketimini dengeleyip, bağımlılıklarımızı azaltmamız gerektiğini (sosyal medya detoksu gibi) kavramalıyız. Tüm bunlardan yola çıkarak felsefeler, tanımlar ve giyim stilleri bize tek bir yaşam haritası çiziyor:  

“YENİ TREND, EV HALİ.”

Birçoğumuz evlerimizde hem çalışıp hem yaşarken, karma bir yapıya dönen bu kavram; bence, pandemiden sonra da değişmeyecek. Giyinme alışkınlıklarımıza olan etkisi de oldukça derin. Zaten uzun zamandır gözlerden ırak olan takım elbise, topuklu ayakkabı, fit kalıplar gibi formel giysi kodları; bu sene yerini yumuşak kumaşlara ve ev rahatlığına bırakıyor.

Kumaş ya da kot pantolonlarla eşleştirmeye alışık olduğumuz blazer ceket ve gömlek ikilisi, artık eşofman altlarıyla sahnede. Tunik kategorisinde yer alan gömlekleri kullanarak 2021’in en güçlü görünümünü kolaylıkla yakalayabilirsiniz. Bir süredir tercih edilmeyen kumaş pantolonlarımızsa artık kısa paçalı olmak şartıyla giyilebilir oldu. Bu pantolonları bağcıklı postallar, sneakerlar ya da smart casual deri ayakkabılar ile bir arada kullanabilirsiniz. Üstünüze alacağınız triko dar ise içinize sokup kullanabilir, bol ise mümkün olduğunca kısa modelleri tercih edip üzerinize rahat ve bol trençkot atabilirsiniz.


“TRENÇKOT, DEMODE OLMAZ!”

Asla demode olmaz dedirten bu parça, sadece güncellenir. Bu klasik bahar demirbaşına yaptığınız yatırımdan, asla pişman olmazsınız. 

Artık kokteyllerin kilit parçası olan bleazer ceketlerin özgürleşme vakti de geldi. Nasıl mı? Geniş kalıplı, kapüşonlu sweatshirtler, eşofman altları ve taytlarla eşleştirin. Kalın tabanlı sneakerler tercih edip proporsiyonunuzu dengelemek, akıllıca olacaktır. 

Peki, yılların kurtarıcısı beyaz gömleklerimiz ile aramıza giren mesafeyi kaldırmaya ne dersiniz? Beyaz poplin gömlekler, mahalle yürüyüşleri için ilk bakışta ideal bir seçim. Üzeri baskılı tişörtlerimizi yüksek bel jeanlerimizin içine sokup, üstüne bol kesim gömleğimizi giydiğimizde ise bambaşka bir hava yaratır. Bu kombini, dilerseniz bel bölgesine taktığınız bir kemer ve ayağınıza giydiğiniz vans gibi bez ayakkabılarla tamamlayabilirsiniz.

“Benim olmazsa olmazım, bağcıklı topuklulardır.” 

Terliklerinizi bir kenara koyun, bağcıkları ile bilekleri saran, zarif, nude ve siyah renklerde topuklularınız üzerinde yükselin… 

 “Bu sezon, pembeden turuncuya…”

İyimser bir bakış yakalamamızı sağlayan canlı pembeler, turuncular, pasteller içimizi açtı. Umut ve enerji saçan bol paça pantolonlar, rahat şortlar ile gardırobunuzun renk skalasını genişletmenizi tavsiye ederken “Turuncu, mutluluktur.” diyelim.