Ya bir yanımız eksik kalıyor kalabalıklar arasında ya da yaptırdığımız kan tahlillerinde bir yetersizlik çıkıyor.

Şairlerin dilinde sevdalarımız yarım, doktorların gözünde beslenmemiz yetersiz 

Bu durumları sevgililer gününde yeni bir sevgiliyle ya da birkaç kutu vitaminle tamamlayamazsınız.

Önce kendi sisteminizde bu eksikliği ne sebep oluyor onu çözmelisiniz…

Olay aslında bizim otomasyon sistemimizin arızasından kaynaklanıyor.

Belki duymuşsunuzdur otonom sistemimiz iki bölümden oluşur.

Sempatik ve parasempatik sistem aslında bütün ayarlarımızı yapar.

Beslenme ve dinlenme işlerinde parasempatik sistem devrededir.

Savaşmak ya da kaçmak mevzu bahisse sempatik sistem kontrolü ele alır.

Aşık olduğunuzda hızla çarpan kalbiniz bu sistemin devrede olduğunun belirtisidir.

İnsan vücudu şehirde kalabalığı, kargaşayı, gürültüyü bir uyaran olarak algılayıp savaş-kaç modunda kalıyor. 

Vücut otomatiğimiz bir türlü dinlen-beslen moduna geçemiyor. Durum böyle olunca da sabah dinlenmiş kalkamıyor ve de besinlerden yeterince faydalanamıyoruz.

Bu parasempatik sistem devreye girmez ise sindirim organlarımız verimli bir çalışma ortaya çıkaramaz. Yemeğe başlamadan önce sisteme ön hazırlık için vakit de tanımazsanız o zaman durum daha da kötü bir hâl alır.

Önce yemeği göreceksiniz, kokusunu hissedeceksiniz sonra yemeğe başlayacaksınız ki mide sindirim için pepsin, gastrin, asit salgılamaya önden başlasın. Sonra pankreas yoldaki karbonhidrattan haberdar olsun, önden kana insülin vermek için hazırlık yapsın. 

Eğer karnınız ne yeseniz şişiyor, yedikleriniz taş gibi oturuyor ve demiriniz düşmüş, B12 azalmış, D vitamininiz yerlerde ise cevabın çoğunu artık biliyorsunuz.

Sempatik sistem devrede iken zaten hayatınızın aşkı ile karşılaşsanız bile sizdeki farklılığı gözlemleyemezsiniz.

Bu sorunu nasıl çözersiniz onu anlatayım sizlere.

Kendinizi doğanın şefkatli kollarına bırakın. Ormana, dağa, köye, yaylaya kaçın. Ama öyle kalabalık tesislere değil, sessiz sakin yerlere en az sayıda insanla beraber kaçın.

Macera aramadan şehrin kalabalığından uzaklaşın.

Yemek siparişinizin dakikalar içinde önünüze getirildiği, anında servis yapılan şatafatlı yerlerde takılmayın.

Yakın kendi ateşinizi, uğraşın mangalın közleriyle ki vücut yeme hazırlığını önden yapsın… 

Sonra yemek bitince şöyle bir uzanın boylu boyunca, ağacın dalını, dağın yamacını, gökyüzünün mavisini izleyip, kuş sesinden müziğinizi, rüzgârın seremonisini dinleyip, toprağın kokusunu, çiçeğin esansını ve taze havayı ciğerinize çekin. Şöyle tatlı içiniz bir geçsin.

Tam bir dinlen-beslen moduna geçin.

Devamında da sevginizi, aşkınızı dillendirin deli gönlünüze. 

Şehirde savaş-kaç seremonisi başlamadan fırsatı değerlendirin. Böyle yaparsanız şubatta sevgililer gününde de yarım kalmazsınız, tahlillerinizde de eksiğiniz kalmaz. 

Sonra tamamlanmış halinizle dönersiniz gerçek hayatınıza…