Omurilik beyin ile kol, gövde ve bacaklar arasında irtibatı sağlayan ve beyinden bu bölgelere emir getiren ve götüren sinir dokusundan oluşur. Tıpkı bir elektrik kablosu gibi görev yaparak; el ve kollarımızın, ayak ve bacaklarımızın, duyu fonksiyonumuzun çalışmasını sağlar.

Omurga ayrıca nefes almamıza yardımcı olur, idrar ve dışkı fonksiyonlarını kontrol eder. murgamız bedenimizi döndürmemizi, başımızı çevirmemizi sağlar. İç organları korur. Sağlıklı bir omurga için dik durmak, ağır yük kaldırmamak ve doğru oturmak önemlidir.

Baş ile bacaklar arasında yer alan omurga, ön ve arkadan bakıldığında düz bir hat üzerinde görünür. Yanlardan bakıldığında ise boyun tarafında öne doğru, sırtta arkaya doğru ve son olarak bel bölgesinde tekrar öne doğru olan doğal kıvrıma sahiptir. Yandan bakıldığında "S" harfi şeklindedir ve fizyolojik kıvrımlara sahiptir. Fizyolojik kıvrımlar;

  • Boyunda öne doğru (lordoz)
  • Sırtta arkaya doğru (kifoz)
  • Belde öne doğru (lordoz) şeklinde adlandırılır.

Skolyoz varlığında ise omurgada 3 boyutlu bir deformite görülür. Çoğunlukla ergenlik döneminin hemen öncesinde ortaya çıkan omurga eğriliği hafif şiddettedir. Hafif vakalar çoğunlukla belirtiye yol açmaz. Ancak bazı vakalarda eğriliğin şiddeti kişinin büyümesi ile birlikte artar. Şiddetli vakalarda eğriliğe bağlı olarak iç organlar baskılanır. Özellikle kalp ve akciğerlerin etkilediği bu vakalarda organ fonksiyonlarında bozulmalar oluşabilir.

 

Omurga Eğriliği Neden Olur?

Skolyoz, yapısal ya da farklı bir deyişle omurganın kendisinden kaynaklanan sorunlara bağlı oluşabileceği gibi tepkisel olarak yani omurgayı ilgilendiren farklı nedenlere bağlı olarak da gelişebilir. Doğumsal ya da kas ve sinir hastalıklarına bağlı olarak gelişebileceği gibi bazı kişilerde nedeni anlaşılamayan şekilde de omurga eğriliği oluşabilir.

Ergenlik döneminde kız çocuklarında daha sık görülen skolyozun nedeni tam olarak belli değildir. Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, diyabet ve bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin skolyoz oluşumunda rol oynadığı düşünülür. Kesin olarak ispat edilemese de hastalığın oluşumunda genetik faktörlerin rol oynadığı da bilinir.

Tüm bunların yanı sıra, serebral palsi ve kas distrofisi gibi nöromüsküler hastalıklar, omurga gelişimini etkileyen konjenital kusurlar, omurga travmaları ve omurgayı etkileyen enfeksiyonların skolyoza yol açtığı düşünülür.

Skolyoz Belirtileri Nelerdir?

Skolyozda hastanın hekime gitmesini sağlayan belirti genellikle bel bölgesindeki ağrı ve güçsüzlüktür. Ancak ağrı gelişmesine rağmen erişkin skolyoz vakalarının çoğu, belirtilere neden olmaz. Bazı durumlarda vücutta değişiklikler, yükseklik kaybı ve vücutta dengesizlik ortaya çıkar. Hasta, giysilerinin vücuduna olmaması ya da düzgün durmaması, boyundaki kısalma, eğildiğinde sırtında oluşan deformasyon gibi skolyoz belirtilerini genellikle kendisi fark eder.

Skolyoz hastalığı (omurga eğriliği) varlığında sık görülen belirtilerin bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

 

  • Omurgaya karşıdan bakındığında net olarak görülebilen kavis varlığı,
  • Sağ ya da sol yana doğru eğrilik ya da eğilme,
  • Kalça ve omuz seviyelerinde farklılık,
  • Vücut ile kollar arasındaki mesafede farklılık,
  • Vücut dengesinin bozuk olması,
  • Kaburgaların orantısız görünümü,
  • Göğüs kafesinde simetri bozukluğu,
  • Kemiklerinin birinde tümsek varlığı,
  • Yürüyüş sırasında bir omzun önde olması,
  • Yürüyüş sırasında bir bacağın diğerine göre daha uzun olduğu hissi,
  • Sırt ve / veya bel ağrıları,
  • Nefes darlığı,
  • Hâlsizlik, yorgunluk,
  • Kıyafetlerin bedene tam uymamasıdır.

Skolyoz nedeniyle sinirler üzerinde basının artmasıyla bacak ağrısı, yorgunluk hissi, sırt ve bel kaslarda spazm görülebilir. Durumun ilerleyip sinir baskısı yoğunlaşan hastalarda bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ve ağrı şikayetleri artar. Göğüs kafesinin skolyoz nedeniyle deforme olması durumunda ise kalp ve solunum problemlerine de rastlanır.

Skolyoz Derecesi ve Tedavi Yönteminin Seçimi

20 derecenin altındaki eğriliklerde hasta yakından izlenir. Aynı zamanda skolyoz egzersizleri önerilir. Herhangi bir girişim (korse tedavisi ya da cerrahi) yapılmaz.

Skolyoz derecesi 20-40 derece arasında ve büyüme potansiyeli olan kişilerde korse tedavisi ve egzersiz birlikte tercih edilebilir. Skolyozun derecesi 40 dereceden fazlaysa ise skolyoz ameliyatı gündeme gelir.

Skolyozun ilerleme potansiyeli ve büyümenin durmuş olup olmadığı tedavi kararını etkiler. Örneğin 8 yaşında, 30 derece eğriliği olan çocuğun tedavisi ile 18 yaşında, 30 derece eğriliği olan gencin tedavisi farklıdır. Çocuk ne kadar küçük olursa, eğriliğin ilerleme potansiyeli o kadar yüksek seyreder

Büyüme çağındaki bir çocukta sırttaki eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa, beldeki eğrilik 35 derecenin üzerine çıkmışsa bu çocuklarda mutlaka ameliyat önerilir.

Büyümesini tamamlamış kişilerde sırttaki eğrilik 50 derecenin üzerinde, beldeki eğrilik 40 derecenin üzerindeyse, büyüme durmuş olmasına rağmen zaman içinde bu eğriliklerin ilerlediği bilindiği için ameliyat önerilir.

Skolyoz Egzersizleri Nelerdir?

Skolyoza özel bir rehabilitasyon programı olan skolyoz egzersizlerinde 3 boyutlu yaklaşım içeren pek çok yöntem bulunmaktadır. Bunlar; Lyon (France), Scientific Exercises Approach to Scoliosis (Italy), Schroth (Germany), Barcelona Scoliosis Physical Therapy School, DoboMed Method (Poland), Side Shift Method (London), Functional Individual Therapy of Scoliosis (Poland) olarak sayılabilir. Bu yöntemler ile bozulmuş vücut dengesini yeniden düzenlenir.

Egzersizler, terapist tarafından yönlendirmeler ile egzersiz barları ve aynalardan faydalanılarak yapılır.

Yapılan egzersizler; germe, kolların ve gövdenin uygun pozisyonlanması ve kasların kuvvetlenmesi şeklindedir. Yer egzersizleri ve kum torbaları ile çeşitli vücut bölgelerine baskı uygulanarak eğriliklerin düzelmesi hedeflenir. Egzersiz aynı zamanda solunum tekniklerine yönelik egzersizleri de içerir. Asimetrik duruşun düzeltilmesi ve düzeltilmiş duruşun günlük yaşamda devamının sağlanmasını hedeflenir.

Programlar ev egzersizleri ile desteklenir. Bu program skolyoza bağlı ağrıların azaltılmasında etkili olabilir.

Skolyozu olan bireyler hayatlarının bir parçası olarak sürekli egzersiz yaparak öncelikle sapma derecesini kontrol altında tutabilirler ve aynı zamanda da ağrılarını azaltabilirler.

Skolyozlu kişilerde 25-50 derece aralığında vital kapasite yüzde 30 oranında azaldığından ötürü, bu kişilerin egzersizlerinin en önemli parçası nefes egzersizidir.

Kişiye doğru nefes alış-verişi öğreterek onların akciğer ekspansiyonunu ve vital kapasitesi arttırılabilir. Klinik Pilates diğer egzersiz uygulamalarının yanında bu noktada devreye girerek, kişinin nefesle koordineli şekilde çalışmasını, postürünü düzeltmeyi, esnekliğini artırmasını ve kasların güçlenmesini sağlamaktadır.

Aynı zamanda sapma derecesinin artışını engelleyerek, bazı durumlarda, hem görüntüsel hem de fiziksel olarak kişinin daha sağlıklı olmasını sağlamaktadır.

Skolyozda özellikle, çocukların ailelerinin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü beklenti egzersiz terapisinde kısa vade olsa da, gerçekte durum böyle değildir ve sonuç pek çok başka faktöre bağlıdır. Yapılan egzersiz terapileri kişiye bilinçli postür alışkanlığı oturtmayı hedefler ve terapiler aylarca hatta yıllarca sürer. Ancak kişi günün kalan saatlerinde uzun süreler tablet, telefon vb. cihazların başında saatler geçiriyor ya da ev egzersizlerini yapmıyorsa, terapide yapılanlar çok da fayda sağlamayacaktır. Bu nedenle ailelere çok iş düşmektedir.

Siz de kendinizde ya da çocuğunuzda skolyoz olduğunu düşünüyorsanız merkezimize başvurabilirsiniz.

 


Fizyoterapist Elif Akıncı
Adres: Körfez Mahallesi D-100 Karayolu Üzülmez İş Merkezi No:127 K:2 İzmit /Kocaeli 
Telefon: 05415334541 - 02623229322
Mail: info@elifakinci.com.tr