1842 yılında İzmit’in Alaca Mescit Mahallesi’nin Veli Hoca sokağındaki 65 no’lu evde doğmuş olan Feyzi Paşa’nın babası Yeniçeri ağalarından Karakollukçu Feyzullah Ağa’nın oğlu İzmitli Çıkrıkçı Hasan Usta, annesi ise Zeliha Şerife Hanım’dır. Asıl ismi dedesinin adı olan Feyzullah’tır. Okuldaki adı babası Hasan efendinin ismi ile birlikte Feyzi Hasan olarak geçmektedir. Muallim (Profesör) Doktor Feyzi Paşa olarak tanınmasına karşın, kendisini Doktor Feyzullah İzmidî olarak tanıtmaktan çok hoşlanmış ve imzasını Feyzullah İzmidî olarak kullanmıştır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin beşinci sınıfında iken İzmit’in Topçular ailesinden Saniye hanımla ilk evliliğini yapmış ve Ferdane ile Selim adlı iki çocuk sahibi olmuştur. 1881 yılında eşinin ölümü üzerine Samiye hanımla evlenmiş ve bu evliliğinden Feyziye, Mehmet Ziya, Mehmet Şakir ve Emine Melek adlarında dört çocuk sahibi daha olmuştur.

İlk ve orta öğrenimini İzmit’te tamamladıktan sonra, lise tahsilini İstanbul Şehzadebaşı’nda tamamlamış olan Feyzullah İzmidî, 1860 yılında Halıcıoğlu’nda bulunan Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’ye girmiş ve 27 Haziran 1871’de birincilikle ve tabip yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur. 29 Temmuz 1871 tarihinde Haydarpaşa Askeri Hastanesi’ne tatbikat ve ameliyat deneyimi kazanmak üzere muavin tabip olarak atanmıştır. Burada gösterdiği başarılar ve arkadaşları tarafından sevilen, sayılan bir genç olması, Dr. Feyzi’nin gelecek vaat ettiği kanısını yaratmış, bu nedenle de Avrupa’ya tahsile gitmesi önerilmiştir.

Döneminin Lokman Hekimi

Ülkemizde 19. yüzyıl tıp eğitimine, iç hastalıklarının gelişmesine çok önemli katkılar sağlamış olan Dr. Feyzi Paşa yaşamı boyunca vatanına hizmet etme sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmış hekimlerimizden biridir. Türkiye’de klinik tıbbı kurma şerefine sahip olduğu söylenen Feyzi Paşa’yı, halk dönemin “Lokman Hekimi” olarak kabul etmiş ve teşhislerindeki isabetlerinden dolayı “Röntgen Feyzi” yakıştırmasında bulunmuştur. İç hastalıkları eğitim ve öğretimi kadar, salgın hastalıklarla mücadele konusunda gösterdiği gayret ve başarılar onu ölümsüz kılmıştır.

Dr. Feyzi, 28 Aralık 1872’da yurt dışına gönderileceklerin katıldığı sınavı birincilikle kazanmış ve dönemin hükümeti tarafından iç hastalıkları ihtisası yapmak üzere 3 Şubat 1873’te Paris’e gönderilmiştir. Paris Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenimi sırasında gösterdiği başarılarından dolayı 1873’te Sol Kolağası, 1875’te ise Sağ Kolağası rütbelerini almıştır. Hocası Prof. Dr. Behier ve Paris Tıp Fakültesi’ndeki diğer hocalarının karşısında ihtisas sınavını üstün bir başarıyla verdikten sonra, klinik muallimliği yapmaya hak kazanmıştır.

Dr. Feyzi Paşa’nın kırk yıllık meslek yaşamı, 13 Ağustos 1876 tarihinde Paris’ten İstanbul’a dönüşüyle başlamıştır. Ülkeye döndükten hemen sonra Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye (Askerî Tıp Okulu)’de iç hastalıkları muallimliğine getirilmiştir. 24 Ocak 1877’de binbaşılığa terfi eden Dr. Feyzi Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Okulu)’ye de dâhiliye kliniği muallim muavini (doçent) olarak atanmıştır. Bir sene sonra da Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’de Dr. Şemsi Beyin ölümü üzerine seririyat-ı dâhiliye muallimliğine (profesör) yükseltilmiştir. Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’de iç hastalıkları hocalığından başka, teşhis-i marazi muallimliğine ve 1877’de ise, askerî ve sivil tıp okullarında hıfzısıhha (halk sağlığı) muallimliğine de başlamıştır. 1878 yılında İstanbul’da göçler sonucu ortaya çıkan tifüs salgınında Gülhane Hastanesi’nde ve Kadın Muhacir Hastanesi’nde bulunan muhacirlerin tedavisine memur edilmiş ve gösterdiği üstün gayretlerinden dolayı bir derece terfi ile ödüllendirilmiştir. Ardından İzmir’de ve Adapazarı’nda çıkan salgınlarla baş etmesi için Doktor Feyzullah İzmidî görevlendirilmiş ve tüm bu görevleri başarıyla tamamladığı için 16 terfi ve madalyayla ödüllendirilmiştir.

Ünü Yurt Dışına Taşıyor

1914 yılında da tıp kitapları yazdığı ve çevirdiği için birinci dereceden bir kıt’a Maarif Nişanı verilmiştir. Ayrıca 1901 yılında Dr. Ferik Feyzi Paşa’nın eşine birinci rütbeden Şefkat Nişanı verilmiştir. 13 Kasım 1890 Perşembe akşamı Almanya’da Dr. Koch’un verem hastalığına dair keşfi ve ilacının bulunması üzerine, bu ilacın etkisi hakkında incelemede bulunmak üzere kurulan komisyonla Almanya’ya gitmiştir. Buradaki çalışmaları nedeniyle de 8 Ağustos 1890 tarihinde Dr. Feyzi generalliğe yükseltilmiştir. 30 Ocak 1891 tarihinde Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’ye üye olan Dr. Feyzi, 10 Ekim 1893 tarihinde Şehremaneti’nde oluşturulan Umumi Hıfzısıhha Komisyonu’na üye seçilmiştir. O tarihlerde İstanbul’da ortaya çıkmış olan kolera salgını üzerine de “Belediye Daireleri Sıhhiye Heyetleri’ne müşavir tabip olarak atanmıştır. Ünü yurt dışına taşmış olan Dr. Feyzullah İzmidî, Karadağ prensini tedavi etmek üzere Karadağ kralı tarafından Çetine’ye davet edilmiştir. Tedavisindeki başarıdan ötürü Karadağ Kralı, Feyzullah İzmidî’ye birinci rütbeden Danilo ödülü vermiş ve 3 Mayıs 1896 yılında yurda dönüşünde de Mirliva Feyzi Paşa Ferikliğe (korgeneral) terfi ettirilmiş, Altın Liyakat Madalyası ile taltif edilmiştir. Feyzullah İzmidî’nin, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın kerimesi Zeynep Kamil’in özel hekimliğini yaptığı da bilinmektedir.

Askerî ve Sivil Tıp Okullarında dâhiliye ve nöroloji hocalığının yanı sıra tıp eğitiminin iyileştirilmesine, tıp eğitiminin Türkçeleştirilmesine, Şam Tıp Mektebi’nin açılışına, salgın hastalıklarla mücadeleye yaptığı değerli katkılar, onun bitmek tükenmek bilmeyen çalışma azmini göstermesi açısından önemlidir. Ayrıntılardan kaçınarak, öğrencinin konuyu anlayabilmesi için vakalar kullanarak ders vermesi, tüm öğrencileri tarafından beğeniyle karşılanmış ve pek çok öğrencisinin kendisi için “en iyi tıp hocası” tanımlamasına neden olmuştur. Hastaya doğru tanı koyabilmek için hastadan ayrıntılı hastalık bilgisi alınmasını, doğru tedavi için ise; tıptaki gelişmeleri yakından izlemek gerektiğini savunmuştur. Dr. Feyzi Paşa, 1903 yılında Şam’da baş gösteren kolera salgını ile mücadele için görevlendirildiğinde, Şam Tıbbiyesi’ni kurma görevini de üstlenmiştir. Hem kolera ile savaşını, hem de Şam Tıbbiyesi müdür vekili ve ders nazırı sıfatıyla tıbbiye açma çalışmalarını bir arada sürdüren Feyzullah İzmidî, Şam’da Salihiye caddesinde bulunan komiser Ahmed Efendi’nin konağını kiralayarak, 5 Ekim 1903 tarihinde törenle Şam Tıbbiyesi’ni açmıştır.

Salgın Hastalıklarla Mücadelesi

Dr. Fevzi Paşa, Paris’ten döndükten sonra 1878 yılında Türk-Rus Savaşı sonrası Balkanlardan İstanbul’a gelen göçmenler için hizmet veren muhacir hastanelerinde ve yaralı askerlerin bakıldığı Gülhane Hastanesi’nde çalışmaya başlamış, bu arada göçmenler arasında ortaya çıkan tifüs salgınıyla mücadele etmiştir. Bundan sonra da Anadolu’da çıkan pek çok salgın hastalıkla mücadele için görevlendirilmiştir.

Feyzullah İzmidî, sıtma dersleri sırasında; 1910 yılında Adapazarı’nda çıkan salgın hastalıkta görevlendirilmesiyle ilgili olarak da şunları anlatmaktadır; “pek çok ölüme neden olan salgın bir hastalığın ne olduğunun belirlenmesi için yörede araştırma yapmak üzere görevlendirilmiştim. Zaten İzmitli olduğum için o yöreyi iyi bilirim. Yaptığım muayenelerde pek çok hastada dalak büyümesi, sıtma kaşeksisi ve nezle pnömonisi gördüm. Ölenlerin çoğu saraydan ihraç edilen genç kadınlardı. Bunların ölüm sebebinin zatürre ve sıtma olduğunu anladım”.

Yaşamı boyunca birçok rütbe ve nişan kazanan Dr. Feyzi Paşa 18 Mayıs 1910 tarihinde yaşının ilerlemesini gerekçe göstererek askeriyeden emekliliğini talep etmiş ve 24 Mayıs 1910 tarihinde 6566 kuruş ile emekliliğe ayrılmıştır. Emekliliğinden 13 yıl sonra da 24 Ekim 1923 Çarşamba günü İstanbul-Şehzadebaşı, Fevziye Mahallesi, Fevziye Caddesi’ndeki evinde üremiden yaşamını yitirmiştir. Perşembe günü Şehzade Camisi’nden alınan Doktor Feyzullah İzmidî, öğrencilerinin omuzlarında Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığı’na taşınmıştır. Karacaahmet Türbesi’nin yanına defnedilmiştir. Günümüzde İzmit’in Mehmet Ali Paşa mahallesindeki bir caddeye “Feyzullah İzmidî Caddesi” adı verilmiştir.