- Bülbül -

Yazar: Kristin Hannah

Yayınevi: Pegasus

Tür: Dram

Sayfa Sayısı: 532

Konu: İkinci Dünya Savaşı döneminde Fransa'da yaşayan iki kız kardeşin direniş hikayesi... Isabella ve Viann küçük yaşta annelerini kaybetmiş ve babaları tarafından terkedilmiştir. Viann sevdiği adamla evlenip güzel bir yuva kurarken Isabella girdiği bütün okullardan ya atılmış ya da kaçmıştır. Savaş alevlenmeye başlayınca Viann'ın kocası cepheye çağırılır. Okuldan atılan Isabella'in ise ablasının yanına gitmekten başka çaresi yoktur. Fakat bu iki kız kardeş savaşta iki farklı yol izler. Isabella Fransa'yı geri kazanmak için casusluk yaparak direnişe katkı sağlarken Viann tek başına çocuklarını korumaya çalışan bir kadın olarak kendi direnişini gösterir. Her ikisi de acıyı iliklerine kadar hissettirecek şeyler yaşar ama asla pes etmezler.

Alıntılar

  • Aşkta kim olmak istediğimizi, savaştaysa kim olduğumuzu keşfederiz.
  • Eğer cehennemin içinden geçiyorsanız ilerlemeye devam edin.

Bülbül, benim Kristin Hannah ile tanışma kitabım oldu ve neden daha önce tanışmamışız ki dedim. Yazarın kaleminin başarısını tartışılmaz buluyorum. Büyülemek için çabalamıyor ama siz yine de büyüleniyorsunuz. Abartısız bir anlatım ile ancak bu kadar yoğun duygular yaşatılabilirdi.

Kitabın konusu ilk okunduğunda çok ilgi çekici durmuyor olabilir. İkinci Dünya Savaşı teması kullanılarak o kadar çok kitap, film yazıldı çizildi ki bıkmış bile olabilirsiniz; ama Bülbül'e bir şans vermeden geçmeyin derim.

Kitabı okurken çok fazla şey yüreğime dokundu. Viann'ı okurken anne olmanın ne demek olduğunu, bir annenin ruhu acı içinde kıvranırken çocukları için çığlıklarını nasıl içine gömdüğünü gördüm. Eminim kitabı okuyan her anne Viann'ın yerinde olsaydım bende aynı şekilde davranırdım diye düşünür.

Isabella'i okurken özgürlük için insanların nasıl riskler alabileceğini, cesur sıfatının nasıl taşınması gerektiğini gördüm. Yine de belirtmeliyim ki bazı noktalarda Isabella'e kızdım, düşüncesizce davrandığını düşündüm. Vatanı için kendi hayatını riske atmasına ne kadar saygı duyduysam ailesinin hayatını hiç düşünmeden riske atmasını bir o kadar kabul edemedim. Viann, Isabella'in düşüncesiz tavırları yüzünden bir kadının, bir annenin yaşayabileceği en kötü şeylerden birini yaşadı.

Genel olarak hikaye hem içler acısı şeylerin hem de helal olsun dedirtecek şeylerin bütünüydü diyebilirim. Birçok yerde gözüm doldu; ama son on sayfada dayanamayıp ağlamaya başladım ve Isabella'e duyduğum öfke anlamsız bir hâl almaya başladı.

Film tadında, nasıl ilerlediğini anlayamayacağınız kadar akıcı ve merak uyandırıcı bir kitap okumak istiyorsanız size Bülbül'ü okumanızı tavsiye ederim.

****** ******

Fantastik Deyip Geçmeyin

Günümüzde genç Türk yazarlara hak ettikleri değerin verilmediğini düşünüyorum. Okumak söz konusu olduğunda insanların ya köklü yazarları ya da yabancı yazarları tercih ettiğini fark ettim. Elbette yeni yazarlar zamanla daha da pişecekler; ama şimdi de göz ardı edilmeyecek kadar iyi olanlar var aralarında. Onlardan biriyle tanışacağınız bir kitap tavsiyesi yapmak istiyorum.

 

- Çemberin Altında -

 

Yazar: Gamze Aydeniz

Yayınevi: Ephesus

Tür: Fantastik

Sayfa Sayısı: 316

Konu: Hera geleceği görebilme yeteneğine sahiptir ve bu yeteneğin başına açtığı belâdan kurtulmak için bambaşka bir şehirde yeni bir hayata başlamıştır. Her şeyin kontrolü altında olduğunu düşünürken arkadaşının ısrarı ile gittiği bir basketbol maçında ülkenin en yetenekli oyuncusunun korkunç geleceğinden bir parça görür. Hera, 10 Numara Çağlar'ı bu kötü gelecekten kurtarıp kurtarmama arasında kararsız kalır.

Alıntılar

  • Farklı bakış açıları hayatının yönünü değiştirir.

Çoğu insan fantastik kitapların çocuk kitabı olduğunu düşünüyor ama ben bunun yanlış bir kanı olduğunu düşünüyorum. Yetişkin olmak hayal dünyamızı eski bavullarda baza altlarına kaldırmak demek değildir. Hayallerimizi süsleyecek bu türü sırf büyüdük diye elimizin tersiyle itmemeliyiz. Klasik kitaplarda görebileceğimiz aşkları ve dramları bu kitaplarda da bir hayli görebiliriz hatta kendimize bir ders bile çıkarabiliriz.

Çemberin Altında'yı okurken benim kendime çıkardığım ders nereye gidersek gidelim kendimizden, olduğumuz insandan kaçamayacağımız oldu. Bunu fark ettiğimde kendimizi bütün hatalarımızla, bütün eksikliklerimizle ya da bütün fazlalıklarımızla kucaklamamız, kabul etmemiz ve sevmemiz gerektiğini bir kere daha fark ettim. Bu fazlalıklar bir görü yeteneği olsa bile...

Kitabı okurken içim biraz buruldu çünkü kitap boyunca kendimi Hera'nın yerine koydum ve kendime şu soruyu sordum; sevdiğim adamın korkunç geleceğini görseydim ne yapardım? Sanırım bu benim baş edebileceğim bir şey olamazdı.

Kitap çok güzel bir ilk kitap olmuş. Okurken devamının geleceğinden emin bir şekilde okuyorsunuz. Cevaplanmayan, aklınızda soru işareti olarak kalan yerler var. Mesela Hera'nın geçmişinde ne oldu, doktor kim ve amacı ne, Hera'nın en yakın arkadaşı neden bir anda ortadan kayboldu? Yazar bunları o kadar güzel cevapsız bırakmış ki daha kitabın sonunu göremeden ikinci kitabı merak etmeye başlıyorsunuz. Sonuna gelince de bu merak ikiye katlanıyor. Öyle bir yerde kaldı ki kitap ben okurken hayır, olamaz dedim. Beni burada bu sonla bırakamazsın dedim.

Bu kitapta çoğunlukla Hera'nın üzerine eğilmiş yazar. Bize asıl kızımızın nasıl bir karaktere sahip olduğunu göstermek istemiş ve bunu çok güzel yapmış. Hera mecburen soğuk olması, insanlardan uzak durması gereken bir karakter. Görü yeteneği yüzünden insanlardan kaçıyor çünkü hem kimsenin geleceğini bilmek istemiyor hem de her görüden sonra vücudunda morluklar oluşuyor. Bu morlukları insanlara açıklamak bile onun için eziyet haline gelmişken çareyi yalnızlığa sığınmakta buluyor. Bütün bu kaçışlarını okurken bir yandan da aslında ne kadar eğlenceli, zeki bir kız olduğunu okuyoruz. Normal bir hayata sahip olsa çok sosyal bir kız olabilecekken hapsolduğu yalnızlığı çok güzel kucaklamış bir karakter sunuluyor bize. Yazarın bu kabullenişi yansıtış şeklini başarılı buldum. İkinci kitap çıktığında ilk alacak insanlardan biri olacak kadar sevdiğim ve birçok insanın seveceğini düşündüğüm bir kitap oldu diyebilirim.

 


Damla Kaçmaz 
Instagram : okuyan bir damla