Yaşanan korkuysa cabası. Tüm bu olup bitene rağmen toplumumuzda bu amansız tehlikenin farkına varmayanlar ve ciddiye almayanlar oldukça fazlaydı.  Devlet idarecileri koydukları kurallara zaman zaman birçok yönden uyulmadığını gördüler, bazı kararlarda bocaladılar. Ve nihayet, tek çare olarak görülen aşılar birçok tartışma eşliğinde kısım kısım vatandaşlara yapılmaya başladı. Eh tabii ki sonrasında kuralları iyice gevşetiverdik ve salgın bitti zannettik.

Ancak virüs insanlardan daha akıllı adeta, durur mu? Derhâl gardını aldı ve yapısını değiştirip kendisini yenileyerek, daha beter bir biçimde içimize daldı. Ve bir anda başa döndük. Yüzlerce ölüm, binlerce bulaş şaşkına çevirdi bizleri. Daha bugün konuştum birkaç hekim kardeşimle. Ayrı ayrı sağlık kurumlarının yetkilileriydi hocalarım. Bana durumun kötü olduğunu, şu anda Kocaeli dâhilinde bir tek yoğun bakım yatağının dâhi boş olmadığını söylediler. "Lütfen, çevrenize dikkatli olmaları için duyurular yapın." diye üzüntülerini belirttiler. Bir de aşı olmayanlara bir kez daha çağrı yapmamızı rica ettiler.

Şimdi sormak lazım. Aşı olmaktan kaçanlar ve kurallara uymayanlar... Allah aşkına siz bu canavar virüsün farkında mısınız? Yoksa niyetiniz hastalığa yakalanmak mı? Bakınız, çok zor. Hatta sonu nereye gideceği belli olmayan bir girdap. O nedenle aşı olmak ve korunmak, bir nefese dünyaları bağışlayabileceğiniz acı serüvenden çok daha iyi bence. Mutlaka ki bu dünya fâni. Ancak unutmayınız, ölümün de hayırlısı var. Bence bu lanet virüse karşı kurallara uyarak savaşı kazanmak ve yaşama devam etmek en güzeli.