Aslında ben her yeni yıl yazımda yıllara, yani tüm yanlışlarımızı sırtına yüklediğimiz ve lanet okuyarak yolladığımız o zaman dilimine sahip çıkmayı uygun bulmuşumdur. Yılların günah keçisi, tüm olumsuzluklarınsa onun suçu olmasını kabul etmemiş, hatta bu konuda haksızlık yaptığımızı ifade etmeye çalışmışımdır. Yine bir nebze de olsa bu düşüncemin arkasında durmama rağmen itiraf etmeliyim ki,  2020 çok üzdün bizi, çokkk.
Malumunuz her yıl içerisinde kendine özgü birçok sıkıntı, acı, olumsuzluk, hatta arada bir de olsa mutluluk taşır ve bunu kimse engelleyemez tabii ki. Ama ya 2020? Vurdu da vurdu.
Kırdı da kırdı arkadaş. Her anlamda yaktı canımızı. Bu kadar fazla melanet 365 günün içine nasıl sığdı diye düşünmekten alamıyor insan kendini. Ölümlerle sonuçlanan tüm doğal afetleri yaşadık. Yüzlerce haneye ateş düştü.  Küresel savaşların eşiğinden döndük.

Veeee, sonunda dünyanın felaketi haline dönüşen Koronavirüs denen bir katille karşılaştık. Adına Covid 19 dedikleri bir hastalığa sebep olan bu katil virüs 2020 yılının tarihe geçmesine neden olacak kadar izler bıraktı ardında. Ve bırakmaya da devam ediyor. İlk önce bilim adamlarından tutun, tıp dünyasının süper güçlerine kadar şaşkın bir hâl içindeydiler ne yazık ki. Dünyanın en ünlü ülkelerinde ölüm kol gezdi. Bir günde binlerce insan heba olup gitti. Sağlık sistemleri çöktü. Çaresizliğin nasıl bir şey olduğunu anladılar bu dünyaya hükmeden süper güçler. Bizim ülkemizde de binlerce vatandaşımız yok oldu gitti. Gözyaşı akıtacak zaman dahi bulamadık âdeta. Kaybettiğimiz canımızın yüzünü göremeden, elini tutup gözlerinin içine bakamadan, kokusuna hasret yolladık sonsuzluğa. Bu arada söylenen ve kural konan her şeyi kelimesi kelimesine yapmaya çalıştık. Görevimiz nedeniyle etrafımızda bunalan dostlara sık sık uyarılarda bulunduk. Aylarca kapıdan çıkmadan kadere teslim ettik kendimizi. Ancakkk yetmedi sevgili okurlar. Maalesef yetmedi. Önce canım kardeşim Alimin ve tüm ailesinin Covid olduğunu öğrendik. Tabii ki çok üzüldük. Ama güçlüydü benim kardeşim. Mutlaka yenecekti bu lanet virüsü.  Bu ağır üzüntü ardından kendimde hissettiğim hafif semptomlar test yaptırmam gerektiğini fark ettirdi bana. Ve sonuç ne yazık ki “POZİTİF”. Tahmin edersiniz ki, iki gün sonra kıymetli eşim de aynı sonuçla karşı karşıya kaldı. Bizim en büyük şansımız veya bilinçli hareketimiz anında kendimizi sağlık kurumlarımıza emanet etmemiz oldu. O günden bu güne âdeta ikinci bir hayatın basamağında sarıldık  yaşama. Ben ilimin iftiharı olan “Kocaeli Üniversitesi’nde”, eşim değerli doktorlarının bulunduğu ve onu şefkatle  tedavilerine alan İzmit Konak Hastanesinde  özenle bakıldık.  Bu hastalık öyle bir  şey ki,  o  karanlık yolun pamuk ipliğine bağlı olduğunu  hissettiriyor insana.  Kardeşim Ali kuş  gibi uçtu gitti  hakkın rahmetine. Onun kaderinde hayatını bu acımasız hastalıktan  kaybetmek varmış. Bizlerinse sağlığımıza tam anlamıyla kavuşmamız için biraz da olsa zaman lazım. Sadece anladığım şu ki sağlık çalışanları en üstten en alt kademesine kadar sonsuz şükran duymamız gereken melekler. Onların kıymetlerini bilmeliyiz. Varlıklarının önemini anlamalıyız artık. Ve, başımıza taç etmeliyiz. Ben tüm insanlık adına onlara binlerce kez teşekkür ediyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum.                


Kardeşim Ali Başeğmez ile çocukluğumuzdan bir hatıra

İşte böyle efendim. 2021 yılı ne gösterecek bilemem ama ben yine de herkese bol şans diliyorum. Bizim yeni bir hayatımız, yeni bir yaşam tarzımız olacak mutlaka. Ancak yine tehlike geçmiş değil düşüncesiyle çok dikkatli olmanızı öneriyorum. Bu virüsün nereden, nasıl ve ne zaman geleceği meçhul. Aman haa... Dilerim sizlerden uzak olsun. 2021 yılı iyimser duygularım içerisinde mutluluk, huzur, şans, sağlık ve sevgiyle dolsun.