Bir bölümünü de Mayıs ayının içinde geçireceğimiz bu ay, az da olsa yaralara merhem oldu diye düşünüyorum. Çünkü bir insanın yaşamsal ihtiyaçları olan başka bir insana el uzatması, onunla maddi manevi bir şeyler paylaşması ve bölüşmesi iyi bir ilaçtır. Bu yolda nasibince yürürken eğer düşünebilirsen, çok daha farklı gözlerle bakabilirsin dünyaya. Bir muhasebe yapabilirsin geçen günlerin üzerine. Zira yaşam girdabına daldığın zaman, vakit bulamazsın bu hesap kitabı yapmaya. Mesela art niyetsiz ve objektif olarak bir aynanın karşısına geçip kendimize derinden bir baksak, acaba gerçek yüzümüzü görmeyi başarabilir miydik?                           

Acaba kendi penceremizden, kendi öz eleştirilerimizi sıralayabilir miydik?                                                             

İşte geldik, işte gidiyoruz. Ama nereye, bilen var mı?                                                                                                         

Şu kısacık hayat yolculuğunda, toplumsal olarak faydalı ne yaptığımızı terazinin kefelerine oturtabildik mi? Avuçlarımızın içinde ne var?                                                                                                                            

Bu soruları kendimize bir bir sorduğumuzda, gerçekler ortaya çıkacaktır. Ve belki, yüzümüzün gerçeğini görme şansını yakalamış olacağız. Hiç şüphem yok ki gönül iklimimizin yıllanmış buzulları tek tek çözülmeye başlayacak, ılık bir rüzgâr ardından sevgi çiçekleri açacaktır.                             

O nedenle yaşam yolculuğunda dağarcığımıza ilave edeceğimiz güzelliklerin etrafımıza yansımasını sağlayacak,   kutsal günlerdir bunlar. Belli ki Yaratan’ın sınavımızı başarıyla geçmemiz için bizlere armağan ettiği günler, işte bu günler. Ramazan Ayı’nda inanılmaz hassaslaşan Türk halkı,  komşusunun veya bir yakının her türden sıkıntısını bölüşmeye hazırdır. Ülkemizde açlıkla, yoksullukla, eğitimsizlikle, hastalıklarla boğuşan ve hayatından bıkan binlerce aile mevcut. O nedenle bizler buna sessiz kalmayacak, korona virüse rağmen yetebildiğimizce hanelerin kapısını çalarak; sevgi demetleriyle evlerinde sıcaklık yaratacağız.                          

Ve daha sonra, geçeceğiz aynanın karşısına. Bakalım, yüzümüz bize ne söyleyecek?                                      

Elinden tuttuğunuzda yüzünde tatlı bir tebessüm oluşan o minik yavruların sevgi ışıltısı, yansıyor mu o sırlı cama? Onların her daim bizlerle bölüşmek istedikleri bir şeyleri olabileceğini unutmamalıyız. Bakınız, size aklıma gelen kısacık ama çok anlamlı bir fıkrayı anlatayım: Adam çok ama çok fakirmiş. Ramazan’da ailesine ne yedirip, ailesini neyle sevindireceğini kara kara düşünür dururmuş. Bunu bilen arkadaşları, “Üzülme be arkadaş,  Ramazan da gelip geçer.”  demişler. Adam oflaya, oflaya arkadaşlarına şu cevabı vermiş:                                                                                    

“Yahu,  ben Ramazan’ın gittiğine değil,  şimdiden bayramın geldiğine yanıyorum.”.                                                   
Eh ne demiş atalarımız, “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…”.                                       
Anlayanlardan olmanız dileğiyle… Sıcacık ve sağlıklı günlerde kutlayacağınız, maneviyatı güçlü bayramlar sizlerin olsun, kıymetli okurlarım. 
Hoşça kalınız…