Osmanlı Beyliği’nin kuruluş dönemlerinde önemli rol oynayan önderlerden biri olan Akçakoca’nın ailesi ve hayatı hakkında bilinenler oldukça sınırlıdır. Sultan Orhan’ın babası olan Osman Gazi adına beylik sınırlarını genişlettiği sırada ona yoldaşlık eden Akçakoca, diğerleri gibi öz Türkçe bir isim taşımakta idi. Akçakoca adının, bu büyük komutana isim olarak verilmesi şüphesiz ailesinin Kayı geleneğinin tesirinde vermiş olduğu tanımlamadır. Akça, Ak-ça’dan oluşmaktadır. Hayli beyaz olan anlamındadır. Koca ise, kocamış fiilinin kökü olup, büyük ihtiyar anlamındadır. Bu isim Türkler arasında pek kullanılmamış bir isimdir. 

Akçakoca’nın, Orta Asya’dan gelen Kayı’lar ile birlikte Anadolu’ya geldiği, Bithynia’nın Sakarya ve Söğüt taraflarında, Domaniç Yaylasında yerleşik hayata geçtiği ve Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi’nin de yaşıtı olduğu düşünülmektedir.

Akçakoca, 1317‘de Kara Çepiş ve Alp suyu hisarlarının fetihlerine katılmıştır. Orhan Gazi Alp/Ebe suyu hisarını Akçakoca’ya vermiştir. 1320 senesinde İzmit ve havalisini fetihle görevlendirilmiştir. Ayan suyu (Sapanca Gölü) tarafındaki Beşköprü’deki bir mevkii ordu konağı edinen Akçakoca artık günlerini çevredeki düşmanlarının üstüne at sürmek, onları tutsaklık zincirine vurmakla geçirmeye başlamıştır. Akınlarını Akova’ya kadar ilerletmiş, buradaki mevkileri bir bir Osman Gazi’ye boyun eğdirmeye başlamıştır.

Akçakoca bundan sonra Orhan Gazi’nin emriyle fetih hareketinin yönünü Karadeniz ve İstanbul boğazına doğru çevirmiş, Kandıra ve Ermenipazarı (Akmeşe) kalelerini almıştır (1326). Ardından Konur Alp’le birlikte Samandıra üzerine yürümüştür. Tekfurun (Bizans döneminde Hristiyan Beyi) ölen oğlunun cenaze töreni için askerleriyle birlikte kaleden çıkması gaziler için büyük fırsat olmuştur. Kale ile cenazeyi izleyen düşman askerlerinin arasına girerek dönüş yollarını kestiklerinde şaşkına dönen düşmanlar güçsüzlük ve yılgınlık içerisinde etrafa dağılmıştır. Tekfurunun gaziler tarafından yakalanmasıyla Samandıra kalesi de kolaylıkla elde edilmiştir. Samandıra hisarı kendisine mülk olarak verildikten sonra Konur Alp ve Abdurrahman Gazi ile Aydos’un fethini geçekleştirmiştir.

Akçakoca’nın bütün yarımadanın sahibi olması yanında, özlem duyduğu bir konu da körfez ucundaki Nikomedia’nın kendisi tarafından alınması idi. Ancak, fiziki şartlar uygun düşmedi. Bursa ve İznik gibi muhteşem surların aşılması zordu. İlk bilgileri arkadaşı Abdurrahman Gazi’den almıştı. Samandıra Tekfuru’nun fidye-i necat karşılığı satılması için son olarak Nikomedia tekfuruna başvurulmuştu. Sonunda, istenilen para alınabildi. Abdurrahman Gâzi, Nikomedia Kalesi ve içinde gördüklerini Akçakoca’ya anlatmıştı. Bu nedenle, şimdilik kaydı ile bu kentin, kalenin düşürülmesinden vazgeçilmişti. Osman Gazi ile akran olduğu için Akçakoca da artık ihtiyarlamıştı. İsmi sonrasında kullanılan Koca sıfatı da onun fiziki yorgunluğunu gösteriyordu. Kandıra’ya çekilmiş ve artık, yerini daha gençlere bırakmıştı. Bunlar Akbaş ile Yahşi idiler. Orhan, Kocaili’nin ölüm sonrası onlara bırakılmasını istemiş ve bunda da isabetli bir karar vermişti. Akçakoca, çoluk-çocuğu ile Kandıra’da ikâmet etti. Kışları Kandıra’da, yazları da çevredeki yaylada yaşadı. Osmanlı Beyliği sınırlarını ilk defa Karadeniz’e ulaştıran odur. Yeşil ile mavinin kucaklaştığı yerlerde tam bir Kayılı gibi hayat sürdü. Eşi ve çocukları hakkında bilgi azdır.

Akçakoca, Karatigin/ Karadin hisarının düşürülmesinden sonra, Orhan’ın emri ile Samse Çavuş da olduğu hâlde Nikeia/İznik kalesini-şehrini baskı altında tutmaya devam etmiştir. Konur Alp gibi o da “fetihleri gerçekleştirmek için sürekli ayakta olup, geceleri uyumaz, gündüzleri de at sırtından inmezdi...” 1323 öncesi Ayan Gölü tamamen beylik kuvvetlerinin çemberi altında idi. Batıda uzaklarda, deniz sonundaki muhteşem kalesi ile dikkati çeken Nikomedia’daki Palaiologoslar yaklaşan tehlikenin farkında idiler. İmparator Andonikos, son gücü ile gittikçe aleyhine gerileyen sınırlarda tutunmaya çalışıyordu. O yüzden, Osmanlı kaynakları, bu kuvvetlerden İstanbul Kâfirleri diye nitelemektedirler. Akçakoca, öncelikle Sakarya’nın batısındaki iki kaleyi bertaraf ettirdikten sonra, Araman ve Kandıra’yı ele geçirdi. Abdurrahman Gazi de daha ileride Khalhedon-Üsküdar

doğusundaki iki tahkimli Bizans üssünü kontrol etmekte idi. Samandıra ve Aydos Kaleleri de bu gazinin zorlamalarına güçlükle dayanıyordu. Daha sonra, her iki kalenin vaziyeti Akçakoca’ya bildirildi. O da, bu hisarların artık düşürülmesi gerekliliğinde karar verdi. Ama kendi başına bunu başarması da biraz zor görünüyordu. Sonunda, gaza arkadaşı Konur Alp’i, Konurapa’dan yanına çağırdı. Birlikte arka arkaya Samandıra ve Aydos hisarları düşürüldü. Akçakoca ve Konur Alp, bu başarıları ile beylik sınırlarını Boğaziçi’ne kadar genişletmişlerdi.

Hoca Sadeddin “Akçakoca bu akınları ve gaza yolundaki gayretleri ile ülkede adım adım, cihad yaparak Akova’ya kadar yayılıp nice başarılar göstermişti. Hala Kocaili adı ile anılan bölge, bu üstün kişinin gayreti ile İslam’a açılmıştır..” diye yazmakta takiben de şunları kaydetmektedir: “…bütün bunlarla beraber İzmit’i almak niyeti ile yüce gayret sahibi padişahın kendisini zafere iletecek, hazırlıklarını yapmakta olduğu bir sırada, Akçakoca öldü. Onun cenazesinin dilek sahiplerinin hala başvurdukları, hâlden anlayanların ziyaretinde kusur etmedikleri Kandıra’daki türbesine gömüldüğü haberi, keremli Orhan’ın katına ulaştırıldı. Bu arada, Allah’ın rahmetine ulaşan bu kutlu kişinin, açılışı zor olan bahis konusu kalenin ele geçirilmesi için vasiyette bulunduğu sözü de kudret sahibi Orhan’a duyurulmuştu. Bu vasiyet de yola çıkmak ve işi sıkıca tutmak için bir gerek oldu. Kocaili Sancağı’nın yönetimi Gazi Süleyman Paşa’ya verildi.” Araman ile Kandıra yönetimleri de Akbaş’ın, Yahşi’nin idi. Merhum Akça koca ile olan Kandıra askerleri, bu iki kişi tarafından idare edilecektir. Karamürsel’in de bu tür kuvvete sahip olduğu biliniyor. Nikomedia’nın barış yolu ile el değiştirmesi sonrası bütün Kocaili’nin valisi Süleyman Paşa olmuştur.

Boğaz içinden Sakarya boylarına kadar İzmit Bölgesinin gerçek fatihi olan Akçakoca’nın sağlığında yöre “il” yapılmış ve bu bölgenin adı da Akçakoca’nın ili anlamına gelen Kocaeli olarak türetilmiştir.

Ömrü savaşlarla geçen bu büyük Türk kumandanı İzmit-Üsküdar arasındaki yerlere akınlarda bulunurken İzmit seferine çıkmadan önce, Kandıra’da hayata gözlerini yummuştur. Kayı töresi icabı yakınlardaki, Karadeniz’i iyi gören bir dağ tepesinde Kerpe-Kefken yolu üzerinde, şimdi Baba Dağı denilen ormanlık bir tepede toprağa verilmiştir. Akçakoca’nın mezarı sonradan türbe haline getirilmiştir. Eski Kocaeli Valisi Ertuğrul Ünlüer’in girişimleri ile bugünkü betonarme türbe yaptırılmıştır. Akçakoca’nın ölüm tarihi olarak 1328 yılı gösterilmekte ve bu tarihte yaşının da 94 olduğu ileri sürülmektedir.