Yeni yılın ilk ayını geride bırakırken insan ister istemez durup düşünmeye başlıyor. Zaman sandığımızdan hızlı akıyor; daha dün takvimler değişmiş gibi hissederken şimdi önümüzde koca bir yıl uzanıyor. Her yeni başlangıç gibi bu dönem de içimizde hem bir muhasebe hem de taze bir umut taşıyor.
Sevgili Time Kocaeli okurları, gelin geride kalanların ardından geleceğe dair biraz fikir yürütelim.
Mesela, bütün olup biten olumsuzluklara bakıp da 2025 yılının kötü geçtiğini düşünüyorsanız, yanılıyor olabilirsiniz. Henüz pek bir şey görmediğimiz kanısındayım. Bence esas film 2026’da başlayacak. Anlayacağınız, bugüne kadar gördüklerimiz başlayacak olan filmin sadece bölümleri ya da fragmanlarıydı.
Dilerim bu yıl, her şeye rağmen bizlere güzellikler; yani mutluluk, hoşgörü, kardeşlik, başarı ve sevgi getirir. Yaşanan bütün ekonomik sıkıntılara rağmen insanlar umut etmeyi bırakmadı. Kimi küçük sofralarda, kimi sade anlarda, kendi imkânlarınca geleceğe dair dilekler kurdu. Çünkü insan, şartlar ne olursa olsun içindeki beklentilere yasak koyamaz.
Çoğu zaman bu günlerde insan, geride bıraktığı zamanla hesaplaşır. Geçen yılın iyi mi, kötü mü olduğunu; neler yaşattığını, yılın mı kendisini, kendisinin mi yılı tükettiğini düşünür. Böylece bir dönemi uğurlayıp yenisine daha bilinçli adım atar. Ve sonuçta hep birlikte, sürprizleriyle dopdolu yeni bir zaman dilimiyle yüz yüze kalırız.
Ben, yaşanacağını tahmin ettiğimiz tüm olumsuzluklara rağmen yine de umut dolu bir yıl diliyorum herkese. Bizler her yılın başında, yazılarımızla bugünkü gibi fikir alışverişi yapar; geride kalanların artılarını eksilerini konuşuruz. Ancak akıl der ki:
“Ey insanlar, anlayın artık. Yaşadığınız güzelliği de çirkinliği de yaratan sensin.”
Eh, o zaman demek ki mutluluğu da biz yaratabiliriz.
Değerli Time Kocaeli okurları… Hadi o zaman, yılın getirdiği bu taze başlangıç hissiyle mutluluk kavramına biraz daha yakından bakalım. 2026’da mutluluk kapılarını sonuna kadar açalım. Yanına sevgiyi de alıp gelmesini isteyelim. Hatta ısrarla çağıralım.
Örneğin, geride bıraktığımız dönemde düşünüp de eksik bıraktıklarımız, “keşke” dediklerimiz varsa şimdi telafi edelim. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz birisini ihmal ettiysek hemen arayalım. Onunla bir kahve içip gönlünü alalım. Onu dinleyelim ve sevdiğimizi söyleyelim.
İşte size huzur verici bir mutluluk yolu… Kapılarımızı açtık nasıl olsa. İnanınız ki en kısa sürede gelecektir. Onu sakın bırakmayın. Zaman hızla akıyor; bir bakmışız bir başka yıl kapıyı çalmış.
Tek sözünüz şu olsun isterim:
“Sormadan gir içeri…”
Yorumlar (0)