Ben anneliği hep dışarıdan bakarak anlamaya çalışanlardan değildim. Ben anneliği yaşayarak öğrendim. Yorularak, kırılarak, bazen tükenmenin kıyısına gelerek… Ama her seferinde içimde bir yerden yeniden kalkarak.

Çünkü anne olmak; güçlü doğmak değil, mecburen güçlenmektir.

Bir gece düşün… Herkes uyumuş. Ev sessiz. Ama bir anne uyumaz. Çünkü aklında bitmeyen bir liste vardır: “Yarın ne yapacağım?” “Çocuğun ihtiyacı var mı?” “Yetiştirebilecek miyim?”

Ve en çok da şu: “Ben yeterli miyim?”

Kimse bilmez bunu. Kimse o sessiz gecelerde annenin içinden geçenleri görmez. Sabah olduğunda herkes onu yine güçlü zanneder. Çünkü anne, içindeki fırtınayı dışarıya yansıtmamayı öğrenmiştir.

Ben bir anneyim… Ve şunu çok net biliyorum: Bir çocuk acıktığında sadece karnı doymaz. Güven de ister. Bir çocuk düştüğünde sadece dizini tutmaz. Kalbi de sarsılır. Ve o anda “anne” diye seslenir. Çünkü bilir… Dünya dağılırsa bile annesi onu toplar.

Ama kim toplar anneyi? İşte kimsenin sormadığı soru bu. Bir anne bazen mutfakta sessizce ağlar. Bazen banyoda kimse duymasın diye gözyaşlarını saklar. Bazen çocuklarına sarılırken kendi kırıklarını gizler.

Ama yine de sabah kalkar. Kahvaltıyı hazırlar. Gülümser. Çünkü onun duyguları bekleyebilir… ama çocuklarının ihtiyacı bekleyemez. Anne olmak fedakârlık diye anlatılır hep. Ama bu eksik bir tanım. Anne olmak, fedakârlığı bile düşünmeden yaşamaktır.

Bir gün cebinde son para kalır… Kendine bir şey almayı düşünürsün belki. Sonra vazgeçersin. Çünkü çocuğunun bir ihtiyacı vardır. Ve o an, hiç düşünmeden kendinden vazgeçersin. İşte anne budur.

Kimse alkışlamaz bunu. Kimse “ne kadar güçlüsün” demez çoğu zaman. Ama bir anne, görünmeyen kahramandır. Ben anneliği en çok yorgunken anladım.

Omuzlarım düşmüşken… Hayat üstüme üstüme geliyorken… “Artık yapamıyorum” dediğim anlarda bile devam edebiliyorsam… Bu benim gücüm değil. Bu, anneliğin gücü. Çünkü anne, kendisi için değil, evlatları için ayakta kalır.

Bir çocuğun geleceği, bir annenin sabrında büyür. Bir çocuğun özgüveni, annesinin ona inancında filizlenir. Bir çocuğun sevgiyi öğrenmesi… annesinin ona nasıl baktığında gizlidir.

Ben çocuklarımı büyütürken şunu fark ettim: Onlara söylediğim sözlerden çok, onlara hissettirdiğim şeyler kalıyor. Bir gün sarıldığımda gerçekten orada olup olmadığımı anlıyorlar. Yorgun olsam bile gözlerimde sevgiyi görüyorlar.

Ve işte o an… Anlıyorum ki; anne olmak kusursuz olmak değil. Gerçek olmaktır.

Bazen hata yaparsın. Bazen sesini yükseltirsin. Bazen “keşke”lerin olur. Ama yine de seversin… hem de hiç eksiltmeden.

Anne olmak biraz da vicdandır. Kendine karşı bile acımasız olabilmektir. “Daha iyi olabilirdim” diye kendini sorgulamaktır.

Ama kimse şunu söylemez: Bir anne zaten elinden gelenin en iyisini yapıyordur.

Anneme hitafen; Bana “annenizi anlatın” deseniz, onu kelimelere sığdıramam. Onun yokluğunu anlatamam. Ona olan hiçbir şeyi sizlere aktaramam. İçimde taşıdığım kalbin sahibi olan annem şimdi bir melek. Onu çok özlüyorum ve onu çok seviyorum.

Ben hayatımda çok yoruldum. Hem anne oldum, hem baba olmak zorunda kaldım. Hem güçlü durdum, hem içimden dağıldım. Ama hiçbir zaman vazgeçmedim.

Çünkü bir anne vazgeçmez.

Bazen çocukların seni anlamaz. Bazen değerini geç fark ederler. Bazen yaptıkların görülmez. Ama yine de devam edersin. Çünkü anne olmak, karşılık bekleyen bir sevgi değildir.

Bir gün büyür çocuklar… Kendi hayatlarına giderler. Belki seni daha az ararlar. Belki daha az ihtiyaç duyarlar. Ama sen aynı yerde kalırsın. Aynı sevgiyle… Aynı kalple…

Çünkü anne olmak bitmez.

Ve bir gün… Çocukların hayatta güçlü durduğunda, kendi ayakları üzerinde yürüdüğünde, iyi bir insan olduğunda… İşte o zaman anlarsın: Hiçbir emek boşa gitmemiş.

Anne olmak… Bir insan yetiştirmek değil, Bir dünya yetiştirmektir.

Ve belki de en büyük gerçek şudur: Bu dünyada herkes bir şekilde yaşar… Ama bir anne, başkalarını yaşatmak için yaşar.

Eğer bugün hâlâ ayaktaysam, hâlâ mücadele ediyorsam, hâlâ sevebiliyorsam… Bu, anneliğin bana öğrettiği bir şey: Güç, pes etmemek değil… Sevdiğin için her şeye rağmen devam edebilmektir.

Ve ben biliyorum ki… Bir anne varsa… Hayat, ne kadar zor olursa olsun, 

Asla tamamen karanlık değildir. Ve bir insan olarak bu hayatta en çok hangi kimliğimi sevdim diye sorsanız, en çok anne olmayı sevdim ben.

Canım çocuklarım, yaşamdaki her anda, son nefesime kadar size sevgimi, gücümü, size olan inancımı; her daim, ne olursa olsun, hangi koşulda olursa olsun sizi seveceğimi ve size sonsuz güveneceğimi unutmamanızı istiyorum. Benim kalbimin yedekleri sizsiniz. Sizi koşulsuz, şartsız çok seviyorum.