Aslına bakarsak bugüne kadar yazılanlar, çizilenler kitaplara; konuşulanlar ve verilen sözler ise günlere, gecelere sığmaz. Sadece bir birey olarak ben, otuz yılı aşkın sosyal içerikli çalışmalarım içinde bu hayati konuyu ne kadar işlediğimizi artık hatırlayamıyorum. Çeşitli etkinlikler yapmak, hafızalardan silinmemesini arzuladığımız, “Ne olur unutulmasın” diye kafa patlattığımız günleri anlatmakla bitmez. Onlarca kez televizyon programlarında konuyla ilgili sayısız insanı konuşturdum. Pembe hayallerin içinde uçuştuğumuz da oldu. Çünkü biliyorsunuz, hayal etmek gerçeğin kapısını açan anahtardır. Gelgelelim, bu kapıyı aralasak da bir türlü tamamen açmak mümkün olmadı.

 

Zaten uzun bir süre 8 Mart Kadınlar Günü’nün ne olduğunu kendi içimizde dahi doğru anlatamadık. Yıllarca kadınlar bu günü oynayarak, eğlenerek, şarkılar ve türkülerle geçirdi. Peki kadınlar kendi günlerinde eğlenmesin mi? Onlara ait olduğu söylenen bu günde yüzleri gülmesin mi? Elbette gülsünler,
elbette eğlensinler.

Ancak evlerine döndüklerinde erkek şiddetine maruz kalmasınlar. Hak ve adalet içinde bir yaşamın ne demek olduğunu bilsinler. Erkek egemen ticari zihniyet, bu günü bir rant kapısına çevirerek kadınları sahte kutlamalarla kandırmaya cüret etmesin.


Unutmayalım ki 8 Mart, haklarını aramak için mücadele eden 120 emekçi kadının yanarak hayatını kaybettiği acı bir tarihtir. Bunu unutmak ya da unutturmak yerine bilmek, hatırlamak ve hatırlatmak en doğrusu değil midir?
Şimdi yine birtakım etkinlikler hazırlanıyordur mutlaka. Yerel yönetimler çeşitli çalışmalar içindedir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi “Kadın ve Aile Şurası ve Çalıştayları” düzenlemişti. Bunun Türkiye genelinde bir ilk olduğu söyleniyordu. Eminim aynı hızla devam edecektir. 

İlin önemli sivil toplum kuruluşları da bir haftayı kapsayan, katılımı yüksek, verimli ve renkli etkinlikler planlamışlardır. 

Ben bu yazıyı kaleme aldığımda
8 Mart öncesindeydik; bu nedenle yapılacakları bir umutla sizlere aktarmak istedim. İnşallah hepsi gerçekleşir. Bunların tamamı yapılmalı, çünkü önemi gerçekten çok büyük.
Ancak eşitlik, hak ve hukuk adına canından olan kadınların o günden bu yana arzularının ne derece hayata geçtiğini tespit etmek de
bir o kadar önemli.
En azından geçtiğimiz yıl ile bu yıl arasında az da olsa olumlu bir değişiklik oldu mu? “Kader” denilen kara bulutların arasından parlayan güneşin sıcak ve güvenli ışığını hissedebildiler mi? Yoksa aynı çizgide ağır aksak yürümeye devam edip, ne yazık ki kadının değerini sadece “senede bir gün” mü hatırlayacağız?

Nisan ayında görüşmek dileğiyle.
Time size umut getirsin…