Sporla aram hiçbir zaman kopuk olmadı. Gün içinde zaten oldukça hareketli biriyim. Hatta çoğu zaman, yeme içme düzenime bakınca hâlâ zayıf sayılabilecek bir noktadaydım. Ama buna rağmen içten içe bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordum.  Tehlike çanları çalıyordu.

Başiskele sahilinde, daha inşaat halindeyken üye olduğum Mitza Wellness Club’a bir türlü başlayamamıştım. Seyahatler, yoğun tempo, düzensiz beslenme… Açıkçası spora başladığımda hayatımı buna göre şekillendirmek istiyordum. Yarım yamalak değil, gerçekten içine girerek. Bu yüzden de sürekli erteledim.

Kendime bir söz verdim: “Yeni yılda başlayacağım.” Ama önce bir final yaptım.

Yılbaşını geçirmek için gittiğim Londra’da, 10 gün boyunca adeta bir gastronomi turu yaptım. Her gün farklı bir restoran, farklı bir deneyim… Aklımda ne kaldıysa yedim, içtim. Ve o defteri kapatıp Türkiye’ye döndüm.

Ocak 2026’da, uzun zamandır ertelediğim o başlangıcı yaptım. Ve Mitza’da kendimi buldum.

Burası sadece bir spor salonu değil. Daha inşaat halindeyken hayalini dinlediğim bir yerdi. Mitza Welness’ın kurucu ortaklarından ve aynı zamanda işletmecisi olan arkadaşım Ali Keskin’in haftalarca, aylarca nasıl titizlikle çalıştığını birebir biliyorum. Çoğu zaman 3 boyutlu projelerde görürsünüz; çizim başka, gerçek başka olur. Ama burada durum tam tersi. Bana tablette ne gösterildiyse, bugün onun birebir içindeyim.

Kullandıkları ekipmanların tamamı Technogym. Yani işin en üst segmenti.

Ama mesele sadece cihazlar değil. Zemin kaplamasından havalandırmaya, ses sisteminden temizliğe kadar her detay düşünülmüş. Eğitmen kadrosu bilgili, ilgili ve gerçekten işini sahipleniyor.

Ve en önemlisi, kendinizi iyi hissediyorsunuz.

Benim için bir spor merkezinde en kritik alanlardan biri soyunma odalarıdır. Duşlar, dolaplar, genel hijyen… Açıkçası çoğu yerde bu konuda hassasım. Ama Mitza’da bu konuda da çıta çok yukarıda. Tertemiz alanlar, düzenli dolaplar, güçlü havalandırma sistemi, detaylı düşünülmüş her şey… Dyson kurutma makinelerinden saunasına kadar her nokta gerçekten üst seviyede.

Ama Mitza’yı özel yapan sadece bunlar değil.

Deniz kenarında olması başlı başına bir ayrıcalık. Antrenmandan sonra sahile karşı oturup bir kahve içmek… O an, tüm yorgunluğu alıp götürüyor. Bahçecik’te yaşıyorum ve buraya sadece 5 dakikada ulaşabiliyorum. Bu da işi daha da keyifli hale getiriyor.

Başladığım günden bu yana hem fiziksel hem mental olarak ciddi bir değişim hissediyorum. Daha hafifim, daha dengeliyim, daha iyiyim.

İç mekân tasarımı ise ayrı bir hikâye. Şık ama abartısız. Gözü yormayan renkler, kaliteli malzemeler, dev LED ekranlar… Ve zaman zaman yapılan DJ etkinlikleriyle burası klasik bir spor salonu olmaktan çıkıp sosyal bir yaşam alanına dönüşüyor.

Açık konuşayım; bu seviyede, bu kadar bütüncül düşünülmüş bir spor tesisi Türkiye’de çok az. Her detayın bu kadar özenle işlendiği bir yer bulmak kolay değil.

Böyle bir vizyonu hayal edip gerçeğe dönüştüren Mitza ailesine  teşekkür etmek gerekiyor. Bizim için büyük şans.

İyi ki Mitza var!