Kadın; toprağa değdiğinde bereket, söze değdiğinde umut olur. Bir çocuğun saçını okşarken dünyanın en yumuşak ellerine, adaletsizliğe karşı dururken en sert yüreğine dönüşür. İçinde aynı anda hem fırtına hem sükûnet taşır. Ağlarken bile dimdik durabilen, kırıldığında bile başkasını onarmaya çalışan bir ruhtur.

O; sabrın ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Geceleri uykusuz kalıp sabaha gülümseyerek uyanandır. Yorulsa da vazgeçmeyendir. Düştüğünde dizlerindeki yarayı saklayıp başkasının yarasını saran, kendi acısını içine gömüp başkasına omuz olandır.

Kadın; görünmeyen emeğin adıdır. Evde, sokakta, işte, hayatta... Attığı her adımda bir iz, dokunduğu her yerde bir değişim bırakır. Bir sofrayı kurarken de bir hayali gerçekleştirirken de aynı özeni taşır. Çünkü o, yaptığı her şeye kalbini koyar.

Kadın; sadece anne değildir, sadece eş değildir, sadece bir rolün içine sığdırılamaz. O; başlı başına bir varoluştur. Düşünür, üretir, sever, direnir. Hayal kurar ve hayallerini gerçekleştirmek için mücadele eder. Kendi ayakları üzerinde durduğunda yalnızca kendini değil, bir toplumu da ayağa kaldırır.

Bir kadının gülüşü dünyayı değiştirebilir. Bir kadının sustuğu bile çok şey anlatır. Gözlerinde hem geçmişin yorgunluğu hem geleceğin ışığı vardır.

Kadın; incelik değildir sadece, aynı zamanda kudrettir. Narindir ama zayıf değildir. Hassastır ama kırılgan olmak zorunda değildir. İçinde taşıdığı güç, çoğu zaman kendisinin bile fark etmediği kadar büyüktür.

O; karanlıkta yol bulan, küllerinden yeniden doğan, her şeye rağmen umut eden bir mucizedir.

Kadın varsa hayat vardır. Kadın varsa sevgi vardır. Kadın varsa yarın vardır.

Kadın olabilmek; var olabilmek için, varlığını hissettirebilmek için savaşmaktan korkmayan, hiçbir zaman hayatta pes etmeyen, her zaman bir yol bulan, yenilgiye mahkûm olmayan, zekâsıyla hayatı istediği gibi yönlendirebilen, kabul edilse de edilmese de bu hayattaki en güçlü ruhtur kadın.

VAKÂR

Bazı kadınlar sesleriyle değil, duruşlarıyla hatırlanır. Ben o kadınlardan biriyim.

Ticaretle yoğrulmuş bir evde büyüdüm. Küçük yaşta öğrendim ki hayat sadece kazanmakla değil, onurlu kalabilmekle anlam bulur. Annem ve anneannem bana asaletin gösterişte değil, karakterde yaşadığını öğretti. Bir kadının en sağlam dayanağı kendi omurgasıdır, dediler. Ben de hayatımı o omurgayla taşıdım.

Erken yaşta evlendim. Gençliğimi çocuklarımın gözlerinde büyüttüm. Üç evlat yetiştirdim. Anne olmak benim için bir sıfat değil; ruhumun merkezidir. Sorumluluk beni ağırlaştırmadı, olgunlaştırdı.

Yanımda bir destek yoktu belki ama içimde sarsılmaz bir inanç vardı. İnsan bazen en güçlü hâline en yalnız kaldığında ulaşır. Ben yalnızlığıma tutunmadım; onu basamak yaptım.

İş hayatında attığım her adımın ardında mücadele var. Sahip olduğum hiçbir şey tesadüf değil. Adımı, soyadımı, itibarımı kimsenin gölgesine sığınmadan inşa ettim. Dürüstlüğümden vazgeçmedim. Çünkü bilirim; insanın gerçek serveti karakteridir.

Hayat beni düşürdü mü? Evet.

Ama her düşüşüm, ayağa daha sağlam basmayı öğretti.

Çok güçlü iki kadın tarafından büyütüldüm: biri annem, biri anneannem. Onların öğretileriyle, nasihatlarıyla büyüdüm ve çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Onların asaleti, güçlü duruşları, hayata bakışları ve zekâları her zaman yolumda bana yoldaş oldu. Bugün hayatta yoklar ama bana hep şu soruyu sordurdular: "Annem olsa ne yapardı, anneannem olsa ne yapardı?" Bu soruyu sorarak hayatımı sürdürüyorum.

Bugün bir kadın olarak, bir anne olarak, bir iş insanı olarak elde ettiğim başarılar varsa, onların mimarı anneannem ve annemdir. Onların beni gördüklerine ve duyduklarına inanıyorum. Çok teşekkür ediyorum.

Kendimi bir kuğuya benzetirim. Suyun üzerinde zarif, altında güçlü ve kararlı. Dalgalarla savrulmadan ilerleyen... Sessiz ama sarsılmaz.

Kimseye Allah'tan başka eyvallahım olmadı. Bu bir meydan okuma değil; kendi değerini bilmenin dinginliğidir. Eğilmeden, kırılmadan, kalbimi sertleştirmeden yürümeyi seçtim.

Anne kimliğim hâlâ en ağır bastığım yer. Ama ben yalnızca anne değilim. Üreten, direnen, merhamet eden bir kadınım. Evimde iki kedi, iki köpek var; kalbim hayatın her canlısına açık. Çünkü güç, şefkatle tamamlandığında anlam kazanır.

Ben geçmişiyle kavga etmeyen ama ona teslim de olmayan bir kadınım. Yaralarımı saklamam; onlardan utanmam. Çünkü her iz, bir direncin hatırasıdır.

Bugün dimdik duruyorsam, bu yüksek sesle değil; derin bir kökle mümkün oldu.

"Vakâr, fırtınaya meydan okumak değil; fırtınanın içinde dahi zarafeti koruyabilmektir."