Adapazarı’nda bazı mekânlar vardır; sadece karın doyurmaz, hafızaya da kazınır. Köfteci Mustafa işte tam olarak böyle bir yer. 1912 yılında başlayan bu hikâye, bugün hâlâ aynı ruhla, aynı sadelikle ve aynı lezzet anlayışıyla devam ediyor.

Bu asırlık dükkânda işin başında hâlâ aile var. Üçüncü kuşaktan Alaattin Usta, büyükdedesinden devraldığı bu mirası her gün bizzat işletiyor. Henüz 30 yaşında olmasına rağmen, yüz yılı aşan bir geleneğin sorumluluğunu taşıyor. İlginç olan şu ki, arkadan gelen yeni bir kuşak yok; ama buraya gelen herkes kendini bu yerin bir parçası gibi hissediyor. Çünkü burası sadece bir esnaf lokantası değil, Adapazarı’nın ortak değeri.

Köfteci Mustafa haftanın 7 günü açık. Gün, sabah 06.30’da çorbayla başlıyor; köfte ise daha gün doğmadan hazır oluyor. Burada paket servis yok. Izgarada köfte dışında hiçbir şey pişmez. Ne eksik, ne fazla… Sadece olması gereken neyse o.

Mutfağın kalbi ise yıllardır aynı ustaların ellerinde atıyor. Izgaranın başında Erol Usta, tam 45 yıldır, 17 yaşından beri aynı yerde. Davut Söylemez 34 yıldır, Sacit Er 33 yıldır bu mutfağın bir parçası. En yeni isim Şaban Ali Usta, henüz 1 yıldır aralarında; ama bu geleneğin içinde hızla yerini almış durumda. Bu uzun soluklu ustalık zinciri, lezzetin en önemli sırrı.

Köfteler, kaburga ve döş etinden, hiçbir hileye başvurulmadan hazırlanıyor. Menüde kuru fasulye, pilav, mercimek ve işkembe çorbası gibi klasikler var; ama her biri aynı özenle yapılıyor. Şıra, sirke, yoğurt… Hepsi kendi üretimleri. Zeytinyağları Ayvalık’tan getirilen zeytinlerden, kendi sıkımları. Yoğurt ise manda yoğurdu ve yine kendi imalatları.

Köfteci Mustafa’da her şey net:

Az çeşit, yüksek kalite.

Gösteriş yok, samimiyet var.

Değişim yok, gelenek var.

Belki de bu yüzden, 1912’den bu yana değişmeyen tek şey lezzet değil; buraya gelenlerin yüzündeki memnuniyet de aynı. Köfteci Mustafa, Adapazarı’nda sadece bir köfteci değil, yaşayan bir tarih.