F1 Filmi
Merhabalar, ben Aleyna Telli. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum; bana bölümümün getirdiği bir özellik olacak ki izlediğim dizi ve filmlerde alt metni bulmak, senaryo ve karakter gelişimini yorumlamak hoşuma gidiyor. Sonuçta bizler birer tüketiciyiz; sanatın gelişmesi ve sürdürülmesinde eleştirmenler kadar olmasa da bizim de bir katkımız var. Olabildiğince film dünyasında gelişen olayları takip etmeye çalışıyorum. Bir filmi izlemeden önce yapım aşamasında karşılaşılan sorunları bilmek, oyuncuların film hakkındaki yorumlarını öğrenmek, yaratılan kurgusal dünyaya daha kolay adapte olmamı ve izlediğim filmi daha iyi yorumlamamı sağlıyor.
Her zaman farklı şeyleri keşfetmek, sanata ve hayata bakış açımı geliştirmekle ilgilenmişimdir. Boş vakitlerimin çoğunu eski ya da yeni fark etmeksizin, çeşitli alan ve konularda filmler izleyerek geçiriyorum. Dizilerdeki gibi “yeni bölüm ne zaman gelecek?”, “sonraki bölümde ne olacak?” çıkmazının ya da gelen tepkilere göre senaryo değişikliği şansının olmadığı film sektörü bana daha zorlu geliyor. Ayrıca beyaz perde, insanları bir araya getirdiği gibi hayatı yoğun tempoda yaşayan ve arada kaçış yolu arayanlar için daha kolay ulaşılabilen ve takip edilebilen sanat eserleri sunuyor. Filmler daha kolay tüketiliyor, daha fazla insanı kendine çekiyor ve bu da pek çok farklı bakış açısını ortaya çıkarıyor. Her anlamda bolluk içinde olan sinema sektörü, benim gibi yalnızca izlemek değil; yorumlamak ve tartışmak isteyen zihinler için adeta bir nimet.

ilmimize gelecek olursak; adından da anlaşılacağı üzere, tabiri caizse “motor sporlarının öncüsü” olarak lanse edilen Formula 1, bu kez yarış pistlerinin dışına taşarak beyaz perdede karşımıza çıkıyor. Spor filmlerinin bir yenisi olan bu yapımda, F1’in popüler ismi ve yedi kez dünya şampiyonu Lewis Hamilton yapımcı koltuğunda otururken, başrolü ise dünyada neredeyse tanımayan kimsenin kalmadığı Brad Pitt üstleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık bütçesiyle film, daha gösterime girmeden tartışmaların odağı hâline gelmişti.
Spor filmleri, aslında var olan bir sporun sanatsallaştırılarak izleyiciye sunulması ve mevcut izleyici kitlesinin genişletilmesi amacıyla yapılır. Ancak ne yazık ki spor filmlerini belgesellerle karıştıran ve olayların birebir gerçekçi şekilde aktarılmasını bekleyen bir kitle de var.
Film, eski F1 pilotu Sonny Hayes’in “son bir şarkı” diyerek spora geri dönüşünü ve Formula 1’in aslında sanıldığı kadar bir takım sporu olmadığını, günün sonunda zirvede tek bir pilotun yer aldığını konu alıyor. Bir yarış sezonu boyunca Sonny Hayes’in deneyimlerini ve takım dengeleri içindeki değişimleri izlediğimiz yapım, çekim aşamasında uygulanan sıra dışı stratejisiyle daha vizyona girmeden ilgi çekmeyi başardı. Sonny Hayes’in parçası olduğu hayali Formula 1 takımı APXGP adına sosyal medya hesapları açılması ve bu hesapların gerçek bir takım gibi yönetilmesi, izleyicinin filmi içselleştirmesi ve deneyimin güçlenmesi adına dikkat çekici bir dokunuş olmuş.
Film daha çekim aşamasındayken, sosyal medyada takım adına açılan hesaplardan kurgusal yarış sonuçlarını, takım hakkındaki güncellemeleri ve karakterlerin şampiyonadaki durumlarına dair bilgileri takip edebiliyorduk. Bu yöntem, filme olan ilgiyi artırdığı gibi bazı kesimlerden “Her şeyi öğrendik, zaten filme gitmeye ne gerek var?” şeklinde tepkiler de aldı.

Spor filmleri, genellikle ele alınan sporun kendi kitlesi tarafından ilk etapta ön yargıyla karşılanır. Bunun sebepleri arasında kuralların ve olayların her zaman gerçekteki gibi işlenmemesi ve sporun, film aracılığıyla gelen yeni izleyici kitlesiyle paylaşılmak istenmemesi sayılabilir. Oysa bunun bir sanat eseri olduğu ve izlenirken bu gözle değerlendirilmesi gerektiğini unutmamak gerekir. Film daha yayınlanmadan fragmanlarda ve sosyal medyada paylaşılan sahneler üzerinden, özellikle kaza sahnesinin absürtlüğü nedeniyle sporu yakından takip eden izleyicilerden tepki aldı. Sporu takip eden biri olarak benim de başta ön yargıyla yaklaştığım bu film, sonrasında yaptığım öz eleştiriyle bunun bir belgesel değil bir film olduğu gerçeğini kabullenmemi ve ön yargılarımı kırmamı sağladı. İzleyicilerden gelen övgü dolu yorumlar da bu süreçte etkili oldu.
Tekerlek tekerleğe mücadelenin, sanki aracı siz kullanıyormuşsunuz hissi verecek şekilde aktarıldığı; kaza sahnelerinin büyük bir prodüksiyonla çekildiği ve görselliğin fazlasıyla ön planda olduğu bir film izliyoruz. Akıcı hikâye anlatımı ve deneyimi daha gerçekçi kılmak için oluşturulan, gerçek bir F1 takımı sayfası gibi yönetilen sosyal medya hesapları da eklenince ortaya etkileyici ve başarılı bir yapım çıkıyor.
Sanki bir sanal gerçeklik gözlüğü takıp Formula 1 dünyasının içine ışınlanmışsınız hissi veren F1 Filmi; gerçek pistlerde, gerçek F1 pilotlarıyla sahne paylaşılarak çekilmiş. Aksiyon ve sporun bir araya geldiği, yarış dünyasındaki adrenalini seyirciye geçirmeyi başaran, dopdolu ve hızlı akan bir sinema deneyimi sunuyor. Eğer spora ilginiz varsa ve “sürekli durağan filmler izlemekten sıkıldım, biraz heyecan istiyorum” diyorsanız, bu film tam size göre.
Yorumlar (0)