Marmara’nın kalbinde yer alan, mavisi, yeşili ve güçlü tarihi kadar köklü yemek kültürüyle de öne çıkan İzmit, dünden bugüne kendisine has bir kimliğe sahip oldu. Geçmişin İzmit’i; esnaf lokantaları, köftecileri, dönercileri, meşhur çorbacıları ve birkaç seçkin pastanesiyle halkına hizmet sunardı. Hepsi güvenilir ve samimi bir anlayışla müşterileriyle buluşur, usta-çırak ilişkisi içinde gelişen bu kültür, kentin değişmez geleneklerinden biri olarak yaşardı.
Ben, bu geleneğin nasıl işlediğini; babam gibi disiplinli, işini en mükemmel şekilde yapmayı yaşam biçimi hâline getirmiş bir insandan dolayı çok iyi bilenlerdenim. Eski Demiryolu Caddesi ve Tarihi Kapanönü Çarşısı çevresinde sıralanan lokantalar, adeta kentin lezzet kalbiydi. O günlerin esnafı, lezzet ve güven konusunda birbirleriyle yarışırdı.
Babacığım, gecenin bir vaktinde kalkıp ustaların başında bulunur, yapılan çorbanın lezzetini ilk olarak kendisi kontrol ederdi. Tadında en ufak bir hata bulursa, koca kazanı döktürür ve yeniden yapılmasını isterdi. Bu davranış, o dönemin meslek erbabının önce kendisine, sonra da müşterisine duyduğu saygının en güzel göstergesiydi. Bu titizlik, camiada bilinir ve sıkça konuşulurdu.
Sabahın erken saatlerinde çarşıya yayılan mis gibi yemek kokuları, günlük yaşamın değişmez ritmiydi. Sanayileşmenin kenti tamamen sarmasından önce İzmit’in bir de balığı vardı. Körfezden çıkan taptaze balıklar, sahil boyunca kurulan tezgâhlarda satılır ya da küçük ve samimi balık restoranlarında afiyetle yenirdi. Hatta çocukluğumda, babamın körfezden tutulan istakozları eve getirdiğini bugün bile çok net hatırlıyorum.
Bugüne baktığımızda ise İzmit’te yeme içme kültürünün oldukça çeşitlendiğini, ancak geleneksel izlerin modern bir tabloya dönüştüğünü görüyoruz. Şehir merkezi ve bir zamanlar buram buram yemek kokan sokaklar; kısa sürede hazırlanan, ayaküstü tüketilen yabancı isimli fast food işletmeleriyle doldu. Kafeler ve yeni nesil yaşam alanları kentte önemli bir yer edinirken, o canım nostaljik pastaneler de yerlerini Avrupai kahvecilere bıraktı.
Ne çare ki özellikle yeni nesil, bu yeni alışkanlıkları ve bu mekânlarda vakit geçirmeyi tercih ediyor.
Ancak sayıları her geçen gün azalsa da Kapanönü’nde cızırdayan köftenin, mis gibi kokan dönerin ve taptaze İzmit simidinin sıcaklığı, kentin lezzet hafızasının hâlâ ne kadar güçlü olduğunu bizlere gösteriyor.
Sonuç olarak görünen o ki; İzmit, geçmişin samimi ve güvenilir esnaf ruhuyla modern zamanların trendlerini aynı sofrada buluşturmaya devam ediyor. Ve belki de bu kenti özel kılan en önemli şey, değişirken bile özünü kaybetmemesi…
Sevgiyle kalın.
Yorumlar (0)