Kocaeli’nde tiyatroya yön veren önemli isimlerden Aydın Sigalı ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda bir başarı hikâyesine tanıklık edeceksiniz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu hem ulusal hem de uluslararası alanda elde ettiği başarıları ve geleceğe dair hiç tükenmeyen hayalleriyle her zaman daha ileriye adım atan bir vizyona sahip.

Röportajımızı Aydın Sigalı’nın odasında gerçekleştirdik. Odaya adım attığımız anda duvarları süsleyen tiyatronun ilk oyunlarından kareler ve yıllar boyunca bu sahnede iz bırakan oyuncuların çerçevelenmiş fotoğrafları bizi karşıladı. Her bir kare bu tiyatronun geçmişine uzanan ayrı bir hikâyeyi anlatırken oda, sanatın ve emeğin izlerini bizlere gösteriyordu.

 

Merhaba Aydın Bey, dergimize tekrardan hoş geldiniz. Okurlarımız için kendinizi tekrardan hatırlatır mısınız?

Ben Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı. 2019 yılından beri Genel Sanat Yönetmenliği yapmaktayım ama 1997'den beri bu kurumun oyuncusu ve sanatçısıyım.

Aslen İzmirliyim ama meslek gereği Kocaeli’nde bir şehir tiyatrosu kurulduğunu öğrendiğimde 1997'de buraya yerleşmeye karar verdim. Bir sınav yapıldı. O sınava girdim, kazandım ve o günden bu güne, bir Kocaelili olarak burada hayatımı devam ettiriyorum.

Hem tiyatro oyuncusu hem de genel sanat yönetmeni olarak bir gününüz nasıl geçiyor?

Tabii ki çok yoğun. Büyük bir sorumluluğun altındayız. Öncelikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ni temsil ediyoruz. Doç. Dr. Tahir Büyükakın başkanımızın vizyonunu hayata geçirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda, 75’e yakın oyuncumuzla, teknik personellerimiz, sahne arkası görevlilerimiz, idari kattaki

görevlilerimizle 200’e yaklaşan çok kalabalık bir ekibiz. Bütün bu yapının sorumluluğunu Daire Başkanımızın liderliğinde, şube müdürümüzle beraber üstlenerek programları dizayn etmek, kente yakışır bir şekilde ulusal ve uluslararası ses getiren projeler üretmek oldukça zor ama çok keyifli. Sanıyorum belli bir seviyeye de geldik. Ancak biraz daha yolumuz var büyümek adına.

Şu anda dahil Kocaeli'nin tiyatroya hâlâ büyük bir seyirci ilgisi var. Peki sizce bu ilginin arkasındaki en büyük güç nedir?

Tabii ki bu senelik değil ama bundan 3 sene önceki TÜİK raporunda Kocaeli tiyatro izleyicisi olarak nüfusa oranla en çok tiyatro izleyicisi olan kent seçildi. İstanbul'dan Ankara'dan sonra Kocaeli’nin tiyatroya çok meraklı ve ilgili bir kent olduğunu görüyoruz. Bu durum çok umut verici ve doyurucu.

Oyunlarımıza gerçekten bilet bulunamıyor. Bir dakika içinde o günkü gösterinin biletleri bitiyor. Bu konuda çok da eleştiri alıyoruz. Ama salonumuzun koltuk sayısı belli. Bu durumu aşmak için elimizden gelen çabayı da sarf ediyoruz. Oyun seans sayılarını arttırmayı düşünüyoruz. Aynı anda çeşitli yerlerde sahne açmaya çalışıyoruz. Şimdi bunların hazırlığı içerisindeyiz. Ayrıca burada özel tiyatrolar da var: Kocaeli Bölge Tiyatrosu, Alternatif Sahne, Oyun İstasyonu vb. İrili ufaklı bir çok tiyatro var. Bu yapıların da sağladığı seyirci potansiyeli, bu kentin tiyatroya olan yükselen ilgisinin bir kanıtı olarak duruyor. Bir de tabiki İstanbul'a çok yakın olduğu için tercih edilen bir turne kenti.

Londra ve New York'taki müzikallere kıyasla ülkemizdeki müzikalleri nasıl değerlendirirsiniz?

Benim bir hayalim var ve bunu her yerde dile getiriyorum: Kent Turizmine katkı sağlayan bir tiyatro kurumu üretebilmek. Bunun örneği Londra'da National Tiyatro’da var.

Sadece oyun izlemek için insanlar uçak biletini alıp o oyunu izleyip geri dönebiliyorlar. Tabii ki çok büyük prodüksiyonlar, çok özel işler yapıyorlar. Aslında biz de biraz o seviyeye doğru adım atmaya başladık. Çünkü hayalleri büyük tutmak gerekiyor. Bu anlamda yapmış olduğumuz bazı eserler dünya çapında ses getirdi.

Geçtiğimiz sene Temmuz ayında Moskova'da uluslararası bir tiyatro festivalinin açılışına davet edildik.Bir festivalin açılışını yapmak çok kıymetli. Oynadığımız oyun bir Tolstoy eseri. 3 bin kişilik bir seyirci kitlesine oyunumuzu sergiledik. Büyük övgülerle döndük oradan. ‘Bizi nereden keşfettiler? Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nu nereden buldular? diye sorulabilir tabii, bizim Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'ne (İksv) katılmamızdan kaynaklı olduğunu söyleyebilirim. Moskova'daki o festivali düzenleyen komite çok önemli yapımların tercih edildiği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivalini mercek altına alıp, tüm oyunların arasından bizi tercih etti ve hatta festivale katılan tek Türk ekibi olarak bizi Moskova'ya davet etti. Bu dünyada önemli yapımların sergilendiği Moskova Tiyatro Festivali’nin hem de festival açılış oyunu olarak tercih edilmek bizim için, kentimiz için büyük bir gurur. Bu durum Rusya devlet televizyonlarında da geniş bir şekilde haber yapıldı. Onun dışında Bulgaristan, Almanya gibi birçok ülke festivallerinden davet aldık ve katılıp oyunlarımızı sergiledik. Ayrıca gururla söyleyebilirim bu sene de Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivaline davetliyiz ve Kasım ayında yeni oyunumuzu bu festival kapsamında oynayacağız. Bu durumda diyebiliriz ki ‘Evet, biz de bir seviyedeyiz’. Türkiye'nin en önemli kurum tiyatrosuyuz, son 5 yılda 2 tane en iyi oyun bazında AFİFE ödülünü almış, tüm festivallere, ya açılış ya kapanış oyun olarak davet edilmiş ve edilen, biletleri 1 dakika içinde tükenen bir yerde duruyoruz. İstanbul'dan, Bursa'dan çevre illerden çok ciddi seyircimiz var. Demek ki adım adım biz de National Tiyatronun başarabildiği bu hedeflere doğru ilerliyoruz. Tabii ki henüz bir national tiyatro ölçeğinde değiliz ama hayalimiz o boyutlara gelebilmek.”

Sizin için önemli olan bir miras bırakmak dersek sahneye, tiyatroya, seyirciye kattığınız en değerli miras nedir?

Benim bıraktığım miras, disiplinli bir çalışmanın getireceği başarı hikayesi olacaktır. Çünkü ben 18 yaşına kadar çok fazla tiyatroya oyununa gitmedim. Klasik müzik konserleri vardı, onlara giderdim.

Sonra nadir gittiğim bir tiyatro oyunundan çok etkilendim. O oyundaki enerjiye, sahnedeki insanların mutluluğuna tanık oldum, o insanların alkış esnasındaki yüzlerdeki tebessümü gördüm. Ne kadar güzel bir meslek ve ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Ve tam da üniversite sınavı süreci içerisindeydim. Ben mimarlık, ticaret, ekonomi diye hayal ederken, ‘Yönümü buraya çevirsem nasıl olur?’ dedim. Sonra konservatuara girdim. Tabii ki o 18 yaşına kadar sanatla çok bağı olmayan bir öğrencinin eksikliğiyle çok çalıştım ve okulu birincilikle bitirdim. Okulu birincilikle bitirdikten sonra Kocaeli’nde, o zamanlar ki adıyla İzmit Büyükşehir Belediyesi Şehir tiyatroları kurulacağı haberini aldım ve sınavına girdim. Bu sınavın inanılmaz bir jürisi vardı. Zuhal Olcay'dan, Kenan Işık'tan, Şakir Gürzumar'dan, Ahmet Levandoğlu'ndan, Işık Kaşapoğlu'ndan, Burhan Akçin’den oluşan jürisi vardı. Bu sınavı da kazandım, kazanınca da Kocaeli’ne yerleştim. Tiyatromun idarecilik, yöneticilik, eğitim kadrosu ve oyunculuk biriminde görev aldım. Süreç beni 2019 yılında Başkanımız Doç.Dr. Sayın Tahir Büyükakın’ın göreve taşımasıyla Genel Sanat Yönetmeni oldum.

Bu azimli çalışma beni, yetmiş beş oyuncusu olan, çok büyük prodüksiyonlara imza atabilen, İstanbul'da ve Türkiye'nin her yerinde tanınan bir kurumun parçası olmaya taşıdı. En önemlisi de oyuncularımızın herhangi bir mecrada "Kocaeli Şehir Tiyatrosu oyuncusuyum" dediğinde saygı duyulması, benim için eşsiz bir mutluluk.

Yıllar sonra insanlar Aydın Sigalı dendiğinde akıllarda nasıl bir sanatçı kalsın istersiniz?

Şöyle espiriler var tabii; "Tiyatronun önüne, heykelini dikeceğiz." Ben gerçekten tiyatro aşığıyım. Evim hemen alışveriş merkezinin arkasında. Herkes benim kadar olmayabilir ama örnek alınabilecek bir yerde durabileceğimi düşünüyorum. Çünkü buranın her kademesinden, ilk tuğlasından, son dekorunun vidasının sıkılmasına şahit olduğum için, böyle güzel espriler yapılıyor. Evet, tiyatroyla özdeşleştim. O yüzden diyecekler ki "Bir Aydın Sigalı vardı. Bu tiyatroya çok ciddi bir emeği oldu." Sanırım bu bana yeter.

Bu ayki dergimizde yemek temasından ve restoranlardan çok bahsettik. Kocaeli'nde en çok gittiğiniz restoran hangisidir?

Maçka Restoran benim için çok ulaşılabilir bir yerde duruyor. Her an, her türlü seçeneği bulabileceğim bir yer. Yorgun argın işten çıktığımda çorba içebiliyorum ya da bir akşam yemeği düzeninde kebap çeşitlerinden yiyebiliyorum. Bizim mesleğimiz gereği, akşam sekizde oyuna başlıyoruz ve beşten itibaren yemek yemiyoruz. Oyun bitişi, kostüm çıkar, kendini toparla saat 23:00’ü buluyor. Ya eve gidiyorsun yemek yemeğe ya da o saatlerde açık olan restoranları tercih ediyorsun. O yüzden 7/24 açık olan Maçka bizim için çok önemli.

Son olarak da Kocaeli'ndeki sanatseverlere ve okurlarımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

Sanatsız kimse kalmasın. Tiyatro, müzik ya da dans, resim hangi sanat dalı yakınsa insanların artık o sanat dalını biraz daha yaşamın belli zaman dilimlerini açarak mercek altına alması gerekiyor. Zamanın hızlandığı, kötü bilgilerin dünyanın her yerinden avucumuzun içine kadar çok çabuk geldiği bir dünyada biraz kendimizi dinleyelim. Huzur bulabilmek, biraz daha sanatla nefes alabilmek insana iyi gelecektir. Bu bir terapi yöntemidir. Herkes en yakınındaki sanata ulaşmak için elinden gelen çabayı göstersin.

Instagram: kocaelisehirtiyatroları