Ağrılar çoğu zaman aniden ortaya çıkmış gibi görünse de, vücudumuz aslında bize çok daha önceden çeşitli sinyaller gönderiyor. Fizyoterapist Derya Aydın Çağlayan, fizyoterapinin yalnızca mevcut şikâyetleri gidermeye yönelik bir alan olmadığını; aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek problemlerin önceden tespit edilmesinde de önemli bir rol üstlendiğini söylüyor.

Çağlayan ile fizyoterapinin kapsamını, danışanlarına yaklaşımını ve toplumda yaygın olarak bilinen bazı yanlışları konuştuk.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba, ben Derya Aydın Çağlayan. 1994 Zonguldak doğumluyum. 2016 yılında Trakya Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden mezun oldum. Sonrasında bir sporcu sağlığı merkezinde çalışmak için Kocaeli’ne yerleştim. Osteopati ve Psikonöroimmünoloji eğitimlerimi tamamladım. Yedi yıl önce kendi ofisimi kurdum, hatta kısa bir süre önce küçük bir konum değişikliği yaptık.

Şu an Yeşilova’da, Meditorium Sağlık Plaza’da danışan kabul etmeye devam ediyorum.

Peki, direkt konuya girelim. Fizyoterapistler Türkiye’de ara sağlık çalışanı olarak geçiyor; yani siz doktor değilsiniz, ilaç yazmıyor ve ameliyat etmiyorsunuz. Peki size danışan insanlar için hangi hizmetleri sunuyorsunuz?

Evet, çok doğru dediniz. Biz doktor değiliz. Mesleki olarak da Türkiye’de maalesef fizyoterapistler uzun yıllar gerekli değeri görmedi; fakat bu durum son yıllarda değişmeye başladı.

Fizyoterapist olarak bize gelen danışanın elinde her zaman bir “fotoğraf” olur; tabii ki metafor yapıyorum. Yani fotoğraf derken şunu kastediyorum: Örneğin kolunuz ağrıyor. Danışan içeri girdiğinde “Kolum ağrıyor” diyerek bu fotoğrafı önümüze koyar. Ya da “Belim ağrıyor, sırtım ağrıyor, boynum ağrıyor, dirseğim ağrıyor…” Terapist ise bu fotoğrafı alır ve filme çevirir. İşin en keyifli kısmı da burasıdır.

Yani şikâyet ortaya çıkmadan önce vücuttaki tüm sistemi tek tek analiz ederiz. Duruş bozuklukları, geçmişte yaşanmış küçük travmaların bıraktığı etkiler, organların kas-iskelet sistemine yansıyan yükleri, uzun süre bilgisayar başında oturmanın fark edilmeyen etkileri, stresin diş sıkma üzerinden boyun ağrısına dönüşmesi gibi birçok bağlantıyı değerlendiririz.

Kısacası biz, problemin ortaya çıkmadan önceki sürecini okuyabiliriz. Hatta henüz ortaya çıkmamış sorunları öngörebilmek de işin en ilgi çekici kısmıdır.

Yani diyorsunuz ki bir problem ortaya çıkmadan önce terapist bunu fark edebilir. Öyleyse hiçbir rahatsızlığımız yoksa bile belirli aralıklarla bir terapiste gidip rutin kontrol yaptırmalı mıyız?

Çok doğru söylediniz. Bir problem ortaya çıkmadan önce, bizim “ZİNN HALKASI” dediğimiz testler, fasyal değerlendirmeler, postür analizleri, anahtar hareket testleri, termografik ölçümler, stres ve sindirim sistemi değerlendirmeleri, cilt üzerindeki adaptif değişimler ve kasların davranış paternleri gibi birçok parametreyle riskleri önceden tahmin edebiliyoruz.

MR çektirdikten sonra doktorundan “Boyun düzleşmesi var”, “Bel düzleşmesi var”, “Eklem içinde sıvı azalmış”, “Kendini çok yıpratmışsın” gibi cümleleri duyan çok kişi vardır. Peki insanlar hiç bunun nasıl oluştuğunu merak etmiyor mu? Aslında doğru bilgiye ulaşabilseler, ellerindeki bu “fotoğrafın filmini” izleyebilseler ve bunun gelecekte neye dönüşebileceğini anlayabilseler, çoğu kişi önleyici adımları atardı diye düşünüyorum.

Öyleyse bir terapistten alabileceğimiz hizmetleri biraz daha spesifik olarak öğrenebilir miyiz?

En öncelikli başvuru sebebimiz risk analizidir. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda omurga deformiteleri açısından, sporcularda ve 35-40 yaş arası bireylerde bu değerlendirmeler oldukça önemlidir.

İkinci grup; bel, boyun, sırt ağrıları ve eklem problemleridir (kalça, diz, ayak bileği, omuz, dirsek, el bileği gibi).

Üçüncü grup ise cerrahi sonrası rehabilitasyon süreçleridir. Burada yalnızca ortopedik cerrahilerden değil, farklı operasyonlardan sonra ortaya çıkan fonksiyonel problemlerden de bahsediyoruz. Örneğin göğüs estetiği sonrası omuz ve boyun ağrıları, burun estetiği sonrası baş ağrıları, karın bölgesi cerrahileri sonrası bel ağrıları ya da bazı tümör operasyonları sonrası oluşan nörolojik şikâyetler gibi durumlar da bu kapsama girer.

Instagram: fztderyaaydin