Winter Wonderland: Yılbaşı Ruhunun Kalbi
Hyde Park’ın kalbinde, devasa çam ağaçlarının arasında kurulan Winter Wonderland, yılbaşının nabzını tutan büyülü bir alan. Biletlerimizi haftalar öncesinden aldığımız gibi, lunapark geçişlerinden korku tüneline, dev dönme dolaptan sokak tezgâhlarına kadar her aktivite için internetten önceden rezervasyon yaptırmıştık — ki yoksa çoğuna girmek mümkün değildi.
Oraya vardığımızda sokaklar, dükkanlar, restoranlar ve eğlence alanları turistlerle, yerel halkla, çocuklarla ve yetişkinlerle dolup taşıyordu. Işıklar, yılbaşı müzikleri, çeşitli yiyecek standları ve sıcak şarap kokusu arasında gezinirken buranın gerçekten de tam bir yılbaşı kasabası olduğunu hissettik. Yağmurlarıyla ünlü Londra’da kaldığınız süre içerisinde bir gün bile yağmura denk gelmemiz bizim için büyük bir şans oldu. Her şey tıpkı bir film sahnesi gibiydi.
Beste ile birlikte dev lunaparktaki oyuncaklara bindik, korku tünelinde birlikte bağırdık, tezgâhların arasında dolaşıp farklı sokak lezzetlerini tattık. Dev roller coster’a binip müthiş hızlandık ve Londra’yı defalarca hem tersten hem düzden gördük :)
Hyde Park Winter Wonderland’de, özellikle çikolata ve churros dükkanlarında harika lezzetlerini tadına baktık. Marshmallowları ateşte hafif ısıtıp ışıkların arasında kaybolduğumuz anlar hâlâ aklımda.

Londra’nın Müzikal Renkleri
“West End Cazibesi”
Londra, sadece pazarları ve eğlence parklarıyla değil, aynı zamanda West End’in müzikalleri ile de dünya çapında bir cazibe merkezidir. Seyahatimiz sırasında “Matilda” ve “MJ (Michael Jackson)” müzikallerine gittik — ikisi de kendi tarzında unutulmazdı.
Matilda müzikali, sahne dekorasyonuyla sanki bir çizgi roman dünyasına adım attırdı; her sahne oyunculuk, ışık ve renk uyumu ile küçük bir masal gibiydi. Beste gibi küçük izleyiciler için bile inanılmaz eğlenceliydi. MJ müzikali ise Michael Jackson’ın müzikal yolculuğunu görsel şölen şeklinde tasvir eden, ritmi yüksek, dans sahneleriyle büyüleyen bir performanstı. Londra’nın tiyatroları bu dönemde haftalar öncesinden tükenen biletlerle dolup taşarken, bu iki gösteri klasikler arasındaki yerini bir kez daha kanıtladı.
West End’de her yıl onlarca müzikal sahneleniyor; bazılarının kökleri onlarca yıl öncesine dayanıyor ve Broadway ile yarışan rekor izlenme istatistiklerine sahip. Sokaklarda İngiliz cazibesi, sahnelerin atmosferi ve müziğin gücü, Londra’yı yılbaşında bir kültür başkentine dönüştürüyor.
Metro Maceraları ve Kırmızı Çift Katlı Otobüsler
Londra’nın metrosu, bizim için ayrı bir maceraydı. Beste, neredeyse iki günde Londra metro ağını çözmüş; bir duraktan inip “Bir sonraki durakta iniyoruz!” diye bizi uyarmakla meşguldü. Sabahın ilk ışıklarından akşamın geç saatlerine kadar metro kartlarımızla şehirde dolaştık, her durakta yeni bir sokak, yeni bir lezzet, yeni bir mağaza keşfettik.
Kırmızı çift katlı otobüslerin üst katında yer kapma yarışımızı da unutamam — önde yer bulduğumuz her seferinde gülüşlerimizle şehrin tüm güzelliklerini seyrettik. Londra’yı bu şekilde görmek, hissederek yaşamak, bu şehirle kurduğumuz bağı daha da güçlendirdi.



Yeni Yıl Gecesi: Thames’in Üzerinde Işıklar
Yeni yıl gecesi geldiğinde, Waterloo köprüsü üzerinden London Eye ve Big Ben’in çevresinde atılan havai fişekleri izledik. Bu gösteri, biletli alanlarda izlenebildiği için izdiham kontrol altında tutuluyordu — yine de kalabalık neredeyse yere basamayacak kadar yoğundu. Renklerin Thames Nehri’ne yansıdığı o an, ışıkların gökyüzünü kucakladığı manzara, yılbaşı atmosferini tarif etmenin ötesindeydi.
Soğukta biraz üşüdüğümüz için sıcak çikolatalarımıza sarılarak otele dönmemiz ise bu uzun ama büyülü günün en sıcak anlarından biriydi.
Hamleys: Her çocuğun rüyası
Bize en önemli duraklardan biri de şüphesiz Hamleys oyuncak mağazası oldu. Beste, Türkiye’de izlediği videolarla burayı hayal etmişti; içeri girince gözlerine inanamadı. Kat kat oyuncak reyonları, rengârenk dünyası ile burası bir çocuk için sanki bir rüya fabrikası gibiydi. Her adımda yeni bir sürpriz, yeni bir gülüş vardı.
Borough Market’in Tadına Varış
Bir akşam Borough Market’e gittik — atmosferiyle, reyonlarındaki ultramodern ve geleneksel lezzetleriyle tam bir gastronomi cenneti burası. Deniz ürünlü paella tadarken sokaktaki sesler, müzisyenler ve kalabalığın enerjisi ile birleşti; burası sadece bir pazar değil, yılbaşı coşkusunun bir parçası oldu.
Yapılacaklar listesindeki M&M Store’a uğrayıp rengârenk drajelerden aldık, Leicester Square’deki LEGO mağazasında Beste ile eğlendik.

Bir Gün Brighton Kaçamağı
Kaldığımız günlerden birinde trenle Brighton’a gittik — yaklaşık 50 dakikalık keyifli bir yolculuktu. Brighton’da Kuromi ve My Melody mağazası, renkli ürünleri ve tatlılarıyla tam bir görsel şölen sundu. Kafelerde sıcak çikolata ve kurabiyeler eşliğinde bu tatlı karakterlerle dolu mağazada fotoğraflar çektik, sonra 1005 yıllık pub’larda klasik fish & chips yedik. Sokakları, sanat galerileri ile dolu sahil kasabası havası ile Brighton, Londra’dan kısa bir nefes alma fırsatı sundu.
Kalabalık Bir Parade ve Metronun Tıkanışı
Yeni yılın ilk günü, şehir merkezinde düzenlenen büyük yürüyüş / parade vardı — ama kalabalık öyle yoğundu ki metro çıkışında sokaklara ulaşmak bile neredeyse imkânsızdı. Biz de bu enerjiyi metro istasyonunda hissetmekle yetindik.
Londra’da Kozmopolit Yaşam ve Yılbaşı Büyüsü
Londra, yılbaşı haftasında tam bir kozmopolit cümbüş sunuyor:
• Tarihî meydanlar,
• Mağazalarla dolu caddeler,
• Renkli restoranlar,
• Metro ağının tarihî dokusu
bir araya geliyor.
Yeraltı kültürü, müzik, tiyatro, sokak sanatçıları ve farklı dünya mutfaklarıyla Londra, her adımda farklı bir hikâye anlatıyor.

Bu 10 günlük Londra maceramız, sadece bir seyahat değil; bir yılbaşı hikâyesi, anı, ışık, müzik ve aile sevgisi oldu. Beste ile paylaştığımız her an, Londra’nın parıltılı atmosferinde özel bir yere sahip. Bu unutulmaz yeni yıla girişi her yılbaşında hatırlayacağız.
Yorumlar (0)