Pella Pilates nasıl doğdu?
Pelin Dindar, Ankara’da doğup büyüdüm. Üniversite eğitimimi Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladım. Mezuniyetin ardından İstanbul’da kurumsal bir firmada çalışmaya başladım. Daha sonra evlenip İzmit’e yerleştim ve bir süre aynı firmanın İzmit ofisinde çalışmaya devam ettim. O yıllarda hayatım tamamen kurumsal bir çizgide ilerliyordu.
Pilates, bu dönemde hayatıma girdi. Başlangıçta sadece kendim için, iyi hissetmek ve bedenime alan açmak amacıyla başladım. Mat pilates derslerine katıldım ve zamanla eğitmenim, hareketleri doğru ve bilinçli yaptığımı fark ederek bana şu soruyu sordu:
“Bunu neden bir mesleğe dönüştürmüyorsun?”
Bu cümle benim için önemli bir kırılma noktası oldu. Eğitmenimin yönlendirmesiyle Türkiye Cimnastik Federasyonu’na başvurdum ve 2014 yılında pilates eğitmenliğimi aldım. Ardından pilates eğitmenliği alanında ekol oluşturmuş, Türkiye’nin önde gelen kurumlarından ve çok değerli eğitmenlerden eğitimler almaya devam ettim. Bu yolculuk benim için hiçbir zaman “aldım bitti” olmadı; hâlâ öğrenmeye, kendimi yenilemeye ve gelişmeye devam ediyorum.
O dönem İzmit’te reformer pilates stüdyosu yoktu. Reformer dersleri verebilmek için haftanın üç-dört günü İstanbul’a gidip geliyordum. Yollarda geçen günler yorucuydu ama pilatesle kurduğum bağ giderek daha da güçleniyordu. Bu işin benim hayatımda geçici bir yerinin olmadığını, gerçekten benim yolum olduğunu o zamanlarda çok net hissetmeye başladım.
Sonrasında hamilelik, doğum ve pandemi süreci geldi. Kızım Lara doğduktan sonra da pilatesten hiç kopmadım. Pandemi döneminde evime reformer alarak çalışmalarımı sürdürdüm, pilatesi fonksiyonel antrenmanlarla destekledim. Tüm bu süreç bana şunu açıkça gösterdi: Bu meslek benim hayatımdan çıkmıyor. Bir heves değil, bir dönem değil; hayatımın doğal bir parçası.
Bu düşünceyi eşimle paylaştığımda ondan gördüğüm destek benim için çok belirleyici oldu. Her zaman olduğu gibi yine yanımdaydı. Sadece cesaret veren sözler değil, gerçek bir güven duygusu sundu. “İstersen yaparsın” demekle kalmadı, bu yolculukta benimle birlikte yürümeye hazır olduğunu hissettirdi. Bu destekle birlikte, içimde uzun zamandır var olan bu fikir bir hayal olmaktan çıkıp gerçek bir karara dönüştü.
Pella, yıllardır hayatımın içinde olan ama adını yeni koyduğum bir yolculuk. Yaklaşık on iki yıl boyunca bedenimde hissettiğim, zihnimde büyüttüğüm bu alanı sonunda görünür kılmak benim için çok kıymetli. Bugün geriye dönüp baktığımda, ertelediğim şeyin aslında vazgeçmek değil; olgunlaşmasını beklemek olduğunu görüyorum. Ve şimdi, doğru zamanda, doğru hisle, kendi yolumda ve kendi alanımda Pella’yla birlikte yürüyorum.

Pella Pilates’i bir spor stüdyosundan öte bir yaşam alanına dönüştürme fikri nasıl ortaya çıktı? Danışanlarınız buraya geldiklerinde sizce sadece bedenlerinde değil, hangi içsel dönüşümleri de yaşıyorlar?
Pella’yı tasarlarken hayalim, kapıdan içeri girildiği anda hissedilen bir alan yaratmaktı. Sadece egzersiz yapmak için gelinen bir stüdyo değil; insanın kendini rahat, güvende ve adeta evindeymiş gibi hissettiği bir yer… Işığıyla, ferahlığıyla, dekoruyla, temposuyla kişinin gündelik koşuşturmayı geride bırakabildiği bir atmosfer oluşturmak istedim.
Çünkü inanıyorum ki, bedenle çalışmaya başlamadan önce zihnin de rahatlamaya ihtiyacı var. Danışanlar buraya geldiklerinde sadece kaslarını değil, kendilerini de taşıyorlar. Bu yüzden Pella’da geçirilen zamanın, kişinin kendine ayırdığı özel bir an olmasını önemsiyorum. Gelecekte planladığım farklı workshoplar da bu bakış açısının bir parçası. Egzersizin yanı sıra; öğrenebileceğimiz, ilham alabileceğimiz, birlikte gülebileceğimiz ve paylaşabileceğimiz etkinliklerle Pella’nın yaşayan bir alan olmasını istiyorum. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da iyi hissettiren bir buluşma noktası…
Elbette tüm bunların merkezinde kaliteli ve bilinçli egzersiz var. Pilates, fonksiyonel antrenman ve diğer disiplinlerle bedeni güvenli ve doğru şekilde desteklerken; aynı zamanda insanın kendisiyle kurduğu bağı güçlendiren bir ortam yaratmayı hedefliyorum. Pella’da yaşanan dönüşüm, bedende başlıyor ama çoğu zaman çok daha derine dokunuyor.
Bugün geriye dönüp baktığınızda Pelin olarak en çok neyle gurur duyuyorsunuz? Pella Pilates yolculuğunuzda sizi en çok etkileyen an hangisiydi?
Geriye dönüp baktığımda en çok, kendime güvenmiş olmaktan gurur duyuyorum. Hayat beni farklı yönlere götürdü; şehirler değişti, annelik geldi, zaman zaman duraksadım ama içimdeki o his hiç kaybolmadı. “Bir gün mutlaka” dediğim şeyi gerçekten hayata geçirebilmiş olmak benim için çok kıymetli.
Pella açıldıktan sonra aldığım ilgi, gelen mesajlar, kapıdan içeri giren insanların enerjisi bana şunu hissettirdi: İçimdeki his doğruymuş. İnsanların buraya geldiklerinde mutlu olduklarını söylemeleri, kendilerini iyi hissettiklerini paylaşmaları; verdiğim emeğin, aldığım cesur kararın ne kadar yerinde olduğunu bana her gün yeniden hatırlatıyor.
Beni en çok etkileyen anlardan biri, bir danışanın dersten sonra “Buraya geldiğimde sadece bedenim değil, ben de toparlanıyorum” demesiydi. O cümle benim için her şeye bedeldi. O an, Pella’nın sadece bir stüdyo olmadığını; insanların hayatında gerçekten bir yere dokunduğunu hissettim. Sanırım en çok da şununla gurur duyuyorum: Yıllarca içimde taşıdığım bir hayali, acele etmeden, kendi değerlerimden ödün vermeden ve içime sinen bir şekilde gerçeğe dönüştürebilmiş olmaktan.


Pella Pilates’i diğer stüdyolardan ayıran temel vizyon ve yaklaşım nedir?
Pella Pilates’in temelinde pilatesin özüne ve ilkelerine duyulan güçlü bir bağlılık var. Pilates benim için sadece bir egzersiz sistemi değil; bedeni tanımayı, doğru hareket etmeyi ve uzun vadede sürdürülebilir bir güçlenmeyi öğreten çok değerli bir yaklaşım. Bu nedenle stüdyoda her çalışmayı bilinçli, kontrollü ve kişiye özel bir bakış açısıyla ele alıyoruz.
Yıllar içinde şunu çok net deneyimledim: Pilates, fonksiyonel antrenmanlarla birlikte uygulandığında etkisi çok daha dengeli ve kalıcı oluyor. Vücuda hem derin hem yüzeysel kasları çalıştırabildiğimiz bu kombinasyon, günlük hayatta kullandığımız kas gruplarını da daha sağlıklı bir şekilde güçlendirmemizi sağlıyor. Bu yaklaşımdan yola çıkarak Pella’da, pilates çalışmalarını fonksiyonel egzersizlerle destekleyebileceğimiz; serbest ağırlıklar ve küçük ekipmanlarla çalışmaya uygun, aktif bir alan da yarattık. Böylece bedeni çok yönlü ele alan, hareket çeşitliliği olan bir sistem sunabiliyoruz.
Buradaki yaklaşımımız hızlı sonuçlardan çok, bedeni gerçekten anlayarak ilerlemek. Herkesin bedeni, ihtiyacı ve sınırları farklı; bu yüzden Pella’da herkese aynı program yerine, kişiye göre şekillenen, sürdürülebilir bir çalışma düzeni var.
Bütüncül bakış açısının bir parçası olarak stüdyoda yoga derslerine de yer vermeyi planlıyoruz. Hem çocuklar hem yetişkinler için, alanında iyi eğitmenlerle çalışarak bedeni ve zihni destekleyen bir denge alanı oluşturmak istiyorum.
Pella Pilates’i diğer stüdyolardan ayıran en önemli şey; sadece egzersiz yapılan bir yer değil, bedeniyle bağ kurmak isteyen herkes için bilinçli, samimi ve güvenli bir alan sunması. Buraya gelen herkesin kendini daha güçlü, daha farkında ve daha iyi hissederek çıkması benim için çok kıymetli.
Pilates’i hep erteleyen, “bir gün başlarım” diyenlere ne söylemek istersiniz?
Pilates’i erteleyen çoğu insanın aslında ortak bir çekincesi var: “Acaba bana iyi gelir mi?” Benim yıllardır gördüğüm şey şu; pilates herkes için farklı bir yerden başlıyor ama neredeyse herkese iyi geliyor.
Danışanlarım derslerden sonra genelde şunu söylüyor: Daha rahat uyuduklarını, bedenlerinin hafiflediğini, bazı ağrılarının azaldığını ve gün içinde kendilerini daha iyi hissettiklerini fark ediyorlar. Pilatesin en sevdiğim tarafı da bu; insanı tüketmeden, yormadan ama çalıştığını hissettirerek ilerlemesi.
Pilates, bedeni zorlamak yerine onu daha dengeli ve güçlü hâle getirmeyi hedefliyor. Bir süre sonra kişi kendi bedenini daha iyi tanımaya, sınırlarını anlamaya ve kendine daha özenli davranmaya başlıyor. Bu da sadece ders sırasında değil, günlük hayatta da hissedilen bir değişim yaratıyor.
O yüzden pilatesi hep “bir gün” diye erteleyenlere şunu söylemek isterim: Bu, performans gerektiren bir şey değil. Kendine iyi gelmesine izin verdiğin bir zaman. Başladığında da çoğu zaman insanın aklından geçen ilk cümle şu oluyor: “Keşke daha önce başlasaydım!”

Pella Pilates’in yakın gelecek hedefleri ve hayalleri neler?
Pella’yı açarken en başından beri hayalim, burayı sadece egzersiz yapılan bir stüdyo değil; zamanla yaşayan, dönüşen ve insanlara iyi gelen bir alan hâline getirmekti. Bugün geldiğimiz noktada da bu yaklaşımın karşılık bulduğunu görmek benim için çok kıymetli. Yakın gelecekte hedefim, bu çizgiyi koruyarak Pella’yı daha da zenginleştirmek ve farklı ihtiyaçlara hitap eden bir yapıyı sürdürülebilir şekilde büyütmek.
Reformer ve birebir çalışmaların yanında, mat üzerinde yapılan grup derslerini daha aktif hâle getirmeyi planlıyorum. Küçük ekipmanlar, hafif ağırlıklar ve kardiyo akışlarıyla desteklenen; hem şekillenmeyi hem de güçlenmeyi hedefleyen, daha kalabalık gruplarla yapılabilecek mat derslerini yeniden hayatımıza katmak istiyorum. Bu derslerle hareketi daha erişilebilir kılmak ve daha fazla insanın Pella’nın yaklaşımıyla tanışmasını sağlamak önemli hedeflerimden biri.
Yakın dönemde hayata geçirmeyi planladığım bir diğer alan ise, aldığım barre method eğitimleri doğrultusunda oluşturduğum barre pilates ve barfit temelli grup dersleri. Bale ve pilates prensiplerini temel alan bu çalışmalarda, balerinlerin ve dansçıların sahip olduğu güçlü, dengeli ve dayanıklı kas yapısından ilham alıyorum. Müzik eşliğinde, akışkan ama aynı zamanda güçlendiren bir sistemle; küçük ağırlıklar, kontrollü tekrarlar ve bar egzersizleriyle bedeni hem şekillendiren hem de kuvvetlendiren bir yapı kurmayı hedefliyorum. Bu derslerin, Pella’daki bütüncül hareket anlayışını çok güzel tamamlayacağına inanıyorum.
Bunun yanında Pella’nın bir yaşam alanı olarak da gelişmesi benim için çok değerli. Farklı alanlarda bilgi edinebileceğimiz, ilham alabileceğimiz, hem öğrenip hem keyif alabileceğimiz workshoplarla bu alanı beslemeyi planlıyorum. Bugüne kadar Pella’da oluşan samimi, güvenli ve insan odaklı yaklaşımı korumak ve bunu sürdürülebilir kılmak benim asıl hedefim. Büyürken de bu duyguyu kaybetmeden, iyi gelen bir alan olma hâlini devam ettirmek istiyorum.
Yorumlar (0)