Merhaba, ben Soner Birgül.
Hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman kendimizi unutuyoruz. Oysa insanı insan yapan; nefes aldığı, kalbinin hızlandığı, ruhunun genişlediği anlardır. İşte Hobilerimiz köşesinde tam da bunu arıyoruz: Bizi hayata yeniden bağlayan tutkuları…
Bu sayımızda hobimiz; Sportif Olta Balıkçılığı.
Konuğumuz; Ahmet ÇOBAN
O bir Balıkçı… O bir Doğasever… O bir Mavinin Tutkunu… O, BENİM HOBİDAŞIM…
Denizin çalkantısı… Dalgaların ağır ağır kıyıya vurması… Geceden yeni çıkan suların siyahlığının, usul usul grileşip kızıllığa boyanması… Gökyüzü adeta bir renk cümbüşü içinde; bulutlar belli belirsiz, utangaç bir beyazlıkta…
Çakılların üzerinde gidip gelen dalgaların bembeyaz, masum ve geçici köpüğü. Hafif hafif esen, içine huzur çeken o mis kokulu rüzgâr; Gökyüzünde süzülen kuşlar, uzaktan yavaş yavaş, geçen bir geminin yorgun motor sesi… Bir adam… Ve bir balık.

Merhaba, ben Ahmet ÇOBAN
Sportif Olta Balıkçılığı: Tutku, Disiplin ve Sürdürülebilirlik
Yıllardır sportif olta balıkçılığı ile iç içe yaşayan biri olarak, suyun olduğu her yerde kendimi bulurum. Tatlı su göllerinden derelere, barajlardan denizlere kadar farklı avlaklarda, fırsat buldukça balığın peşine düşmek benim için sadece bir hobi değil; aynı zamanda bir yaşam biçimidir.
Benim için balıkçılık yalnızca yakalamaktan ibaret değildir. Özellikle tatlı sularda; yani göl, baraj ve akarsularda %100 yakala-bırak disipliniyle avlanıyorum. Çünkü bu ekosistemlerin korunması gerektiğine inanıyorum. Denizlerimizde ise yasal limitler dâhilinde avladığım balıkları tüketmek ve eşe dosta ikram etmek benim için ayrı bir keyiftir.
Bulunduğum bölgede, yakalanan balıkların korunması adına da elimden geleni yapıyorum. Hatta zaman zaman, kapalı/açık sularımızda limit altı ya da üreme potansiyeli yüksek balıkların geri salınmasını sağlamak için balıkçı tezgahlarından deniz balığı satın alıp her salım yapan balıkçıya hediye ediyorum. Amacım, zaten yoğun av baskısı altında olan meralarımızı korumak ve sportif balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlamak.
İç sularımızda bulunan tatlı su levreği (perch), turna, yayın, kasna, sudak ve kırmızı benekli alabalık gibi türlerin daha iri boylara ulaşması, bu işin gerçek keyfini ortaya çıkarır. Yurt dışında bu türlerin rekor boylara ulaştığını görüyor ve hayranlıkla izliyoruz. Peki, neden bizim sularımızda da olmasın? Doğru av disiplini ve bilinçli yaklaşım ile bu mümkündür.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Körfezi’nin temizlenmesi, bio çeşitliliğin artırılması ve daha sağlıklı bir ekosistem oluşturulması amacıyla pek çok proje yürütmektedir. Balık popülasyonunun yeniden canlanması ve çevre farkındalığı oluşturulması amacıyla İzmit Körfezi’nde başlatılan balık salımı çalışmaları kapsamında toplam 42.000 balık salınmıştır. Ayrıca iç sularda da balıklandırma faaliyetleri devam etmektedir. Şehrimiz genelinde 16.000 kırmızı benekli alabalık salımı gerçekleştiren Kocaeli Büyükşehir Belediyemize, şahsım ve hobidaşlarım adına teşekkür ediyorum. Anaç balıkları büyük emeklerle yakalayıp yavru yetiştiren ve bunları tekrar doğaya kazandıran gerçek balıkçılar, bu işin en değerli temsilcileridir.

Suyun kenarında geçen yıllar bana şunu öğretti: Balık tutmak, aslında balık yakalamaktan çok daha fazlasıdır. Bazen bir dere kenarında sessizliktir, bazen dalga sesine karışan bir umut, bazen de oltanın ucundaki küçük bir dokunuşla gelen tarifsiz bir heyecandır.
Tatlı sularda her zaman “yakala-bırak” diyorum. Çünkü o balığın tekrar yüzmesini izlemek, onu kovalamaktan daha değerlidir benim için. Büyüsün, çoğalsın, yeniden karşılaşalım diye… Geleceğe Bir Umut Bırak…
Balıkçılık Disiplinleri Üzerine
Sportif olta balıkçılığı, kendi içinde farklı disiplinlere ayrılır. Her biri farklı ekipman, teknik ve yaklaşım gerektirir. Şimdi en çok tercih edilen disiplinleri, kendi deneyimlerim doğrultusunda ele alalım.
LRF (Light Rock Fishing)
LRF, en hafif ve en hassas ekipmanlarla yapılan, son derece keyifli bir kıyı balıkçılığı disiplinidir. Genellikle 0–10 gram atar aralığına sahip kamışlar, ince ipler ve küçük yapay yemler kullanılır. Bu disiplinde asıl keyif, ekipmanın hassasiyetiyle doğru orantılıdır. Örneğin, 13–15 cm’lik bir istavriti yakaladığınızda bile aldığınız keyif maksimum seviyededir.
Ancak LRF sadece küçük balıkların avı demek değildir. Doğru ekipman kombinasyonu ile çok ciddi boylarda balıklar yakalamak mümkündür. Kendi deneyimlerimden bazı örnekler:
45 cm tatlı su levreği (perch), 102 cm turna, 70 cm / 6 kg sazan, 63 cm levrek, 55 cm sudak, 50 cm kırlangıç, 45 cm mırmır, 55 cm levkit. Bu sonuçlar, LRF disiplininin ne kadar etkili olabileceğinin açık bir göstergesidir.
Başarıyı belirleyen bazı kritik unsurlar şunlardır:
Doğru kamış, makine ve ip uyumu
Kaliteli ve uygun leader (fluorocarbon misina) kullanımı
Doğru kalama (drag) ayarı
Tüm bu unsurlar doğru şekilde bir araya geldiğinde balığı kıyıya alma ihtimali ciddi şekilde artar. Ancak yine de kaçan balıklar olur. Zaten bu işin heyecanı da tam olarak burada başlar.



Sonuç: Bilinçli Avcılık, Sürdürülebilir Gelecek
Sportif olta balıkçılığı benim için sadece bir uğraş değil; doğaya saygının, sabrın ve disiplinin bir yansımasıdır. Eğer bizler avlaklarımızı korur, bilinçli hareket eder ve özellikle iç sularda yakala-bırak kültürünü yaygınlaştırabilirsek, gelecekte çok daha sağlıklı ve verimli ekosistemlere sahip olabiliriz.
Daha büyük balıklar, daha keyifli avlar ve sürdürülebilir bir balıkçılık kültürü için hepimize önemli görevler düşüyor.
Unutmayalım: Doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz.
Saygılarımla, Ahmet ÇOBAN
Yorumlar (0)