Ama baştan söyleyelim: Bu yaklaşımın amacı yüzü şişirmek, herkesi aynı elmacık kemiğine kavuşturmak ya da kişiyi kendisine benzemeyen birine dönüştürmek değildir. Tam tersine. Amaç, yüzün zaman içinde kaybettiği dengeyi yeniden bulmasına yardımcı olmaktır.

Yüzümüz neden değişiyor?
Yaş alma yalnızca ciltte çizgilerin belirmesi değildir. Kemik yapı, yağ dokuları, bağ dokuları ve cildin kendisi zaman içinde değişir. Orta yüzde hacim kaybı gelişebilir, yanak dokuları aşağı doğru yer değiştirebilir, çene hattı eskisi kadar net görünmeyebilir.
Sonra siz gayet iyi uyumuş olsanız bile biri gelip: “Yorgun musun?” diye sorar. İnsan böyle anlarda yaşlanmayı biraz kişisel algılayabiliyor. Oysa çoğu zaman mesele tek bir kırışıklık değil; yüzün farklı katmanlarında meydana gelen küçük değişimlerin toplamıdır.
Sıvı yüz germe gerçekten “germe” midir?
Cerrahi bir yüz germe değildir. Sıvı yüz germe; yüz anatomisinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, gerekli destek noktalarının belirlenmesi, gerektiğinde hacim kayıplarının yerine konması ve cilt kalitesinin desteklenmesi prensibine dayanır.
Yani soru şu değildir: “Nereye dolgu yapalım?”
Asıl soru şudur: Bu yüz nerede desteğini kaybetmiş?
Bazen orta yüzün doğru bir noktada desteklenmesi, alt yüzde bile daha dengeli bir görünüm sağlayabilir. Bazen çene projeksiyonunun düzenlenmesi yüz oranlarını değiştirir. Bazen ise yüzün ihtiyacı hacimden çok kolajen desteğidir. Ve bazen yapılabilecek en doğru şey, hiçbir şey yapmamaktır. Evet, medikal estetikte bu da bir tedavi kararıdır.
İşin içine kolajen girince…
Son yıllarda estetik tıpta yalnızca “boşluğu doldurmak” yerine dokunun kendisini de desteklemeyi hedefleyen biyostimülan yaklaşımlar daha fazla önem kazanıyor. Bunlardan biri de kalsiyum hidroksiapatit, yani CaHA içeren uygulamalar.
CaHA, uygun hastalarda farklı teknik ve dilüsyonlarla kullanıldığında yalnızca hacim desteği sağlamaz; dokuda kolajen üretiminin desteklenmesine de katkıda bulunabilir. Ben bunu hastalarıma bazen şöyle anlatıyorum: Dolgu biraz “eksik yere destek koymak” gibidir.
Biyostimülasyon ise cilde dönüp: “Tamam, biraz da sen çalışıyorsun.” demektir.
Bu nedenle özellikle cilt kalitesinde azalma, hafif gevşeme ve kontur kaybının ön planda olduğu uygun hastalarda CaHA içeren uygulamalar tedavi planının değerli bir parçası olabilir.
“Ama ben şişmek istemiyorum.” Bu cümleyi çok duyuyorum.
Hatta muhtemelen “Doğal olsun” cümlesiyle birlikte medikal estetik muayene odalarının en popüler iki cümlesinden biri. Ve bence çok haklı bir beklenti. Çünkü iyi planlanmış bir estetik uygulamadan sonra çevrenizdeki herkesin: “Ne yaptırdın?” demesi şart değildir.
Bazen en güzel geri bildirim şudur: “Çok iyi görünüyorsun, tatilden mi geldin?” İyi bir sıvı yüz germe uygulamasında hedef; yüzü büyütmek değil, oranları ve geçişleri daha dengeli hale getirmektir.
Çoğu zaman doğallığın sırrı daha fazla ürün kullanmak değil, doğru ürünü doğru anatomik noktada ve doğru miktarda kullanmaktır.
Peki kaç mililitre gerekir? Medikal estetiğin meşhur sorusu.
“Full face kaç ml?” Cevap: Kişiye göre değişir. Çünkü yüzler fabrika çıkışı aynı değildir.
Bir kişide birkaç küçük dokunuş yeterli olabilirken başka bir yüzün yaşlanma paterni tamamen farklıdır. Üstelik kullanılacak ürünün yapısı, uygulama derinliği ve anatomik bölge de miktar kadar önemlidir. Bu nedenle sıvı yüz germe benim için önce bir yüz analiziyle başlar.
Orta yüzde destek kaybı var mı?
Şakaklar nasıl?
Çene projeksiyonu yeterli mi?
Jawline gerçekten dolgu mu istiyor, yoksa cilt gevşekliği mi ön planda?
Cilt kalitesinde biyostimülasyon ihtiyacı var mı?
Ve en önemlisi: Hangi bölgelere hiç dokunmamalıyız?
Çünkü iyi estetik bazen ne yapılacağını bilmekten çok, ne yapılmaması gerektiğini bilmektir. Sonuçta amaç ne?Yeni bir yüz değil. Daha dengeli bir yüz. Daha dinlenmiş bir ifade. Daha iyi tanımlanmış konturlar.
Ama hâlâ siz. Ben sıvı yüz germeyi biraz iyi yapılmış bir restorasyona benzetiyorum. İyi restorasyonda bina yepyeni görünmez. Sadece yeniden en iyi haline yaklaşır. Yüz için de aynı şey geçerli.
Modern medikal estetiğin bence en güzel tarafı artık “yapılmış olduğu belli olan” sonuçların peşinden koşmak değil. Kişinin anatomisini koruyan, zamanla savaşmak yerine onunla daha zarif bir şekilde pazarlık yapan sonuçlar hedeflemek.
Çünkü bazen istediğimiz şey 20 yaşına dönmek değildir. Sadece aynaya bakıp: “Evet, bugün gerçekten iyi görünüyorum.” demektir.
Yorumlar (0)