MOTOSİKLET KULLANMAK, YILLAR VE KİLOMETRELERLE GELİŞEN BİR DENEYİM GİBİ GÖRÜNSE DE GÜVENLİ SÜRÜŞ, YALNIZCA ZAMAN İÇİNDE KAZANILAN TECRÜBEYLE AÇIKLANAMAZ.  DOĞRU SÜRÜŞ; MOTOSİKLETİN FİZİĞİNİ ANLAMAYI, ÇEVREYİ SÜREKLİ OKUMAYI, KENDİ SINIRLARINI BİLMEYİ VE DEĞİŞEN KOŞULLARA GÖRE DOĞRU KARARLAR VEREBİLMEYİ GEREKTİRİR.

ÖZGÜN YİĞİTEL, YAKLAŞIK YİRMİ BEŞ YILLIK MOTOSİKLET DENEYİMİNİ EĞİTMENLİK PERSPEKTİFİYLE ELE ALIRKEN, GÜVENLİ SÜRÜŞÜN TEMELİNİ OLUŞTURAN FARKINDALIK, HAZIRLIK VE SORUMLULUK KAVRAMLARINI ANLATIYOR.

Yaklaşık yirmi beş yıldır motosiklet kullanıyorum. Farklı ağırlıklara, güçlere ve karakterlere sahip motosikletlerle binlerce kilometre yol yaptım. Bugün kullandığım motosikletin sayacı 113.000 kilometreyi aşmış durumda. Fakat yıllar ve kilometreler bana tek başına ustalık kanıtı gibi gelmiyor. Aynı hatayı uzun süre tekrarlamak, kaza yapmadığımız için doğru sürdüğümüzü düşünmek mümkün. Deneyim ancak sorgulandığında, eğitimle işlendiğinde ve düzenli pratikle desteklendiğinde gerçek bilgiye dönüşüyor.

Eğitmen olmayı bu nedenle seçtim. Sürüşün yalnızca görünen hareketlerini değil, ayrıntılarını anlamak istedim. Bir motosikletin neden yattığını, frenleme sırasında yükün nasıl öne aktarıldığını, bakışın yönlendirmeyi nasıl etkilediğini ve korkunun bedende hangi tepkileri oluşturduğunu araştırdım. Öğrendiklerimi yeni teknolojilerle bir araya getirerek çevremdeki insanlara sürüş güvenliğini ve motosiklet fiziğini anlatmaya başladım. Eğitmenlik benim için bir unvandan çok sorumluluk anlamına geliyor. Çünkü bir hareketi yapabilmek ile onu nedenleri, sınırları ve riskleriyle başka bir insana öğretebilmek aynı şey değil.

Motosiklet çoğu zaman özgürlükle anlatılır. Ben bu özgürlüğün ancak farkındalık ve sorumlulukla sürdürülebileceğine inanıyorum. İki teker üzerinde bizi koruyan ilk katman, kazadan önce ürettiğimiz mesafe, uygun hız, doğru yol konumu ve karar kalitesidir. Kask ve koruyucu kıyafetler olası sonucun şiddetini azaltabilir; ABS ve çekiş kontrolü bazı hataları yönetmemize yardım edebilir. Ancak hiçbir ekipman ya da elektronik sistem görüşümüzün ötesindeki yolu açmaz, lastiğe sınırsız tutunma kazandırmaz veya yanlış hız seçimini doğru hâle getirmez.

Güvenli sürüşün temelinde motosikleti, sürücüyü ve çevreyi tek bir sistem olarak değerlendirmek vardır. Lastik basıncı, frenlerin durumu, yük ve süspansiyon ayarı makinenin davranışını değiştirir. Yorgunluk, öfke, acele, susuzluk ve aşırı güven sürücünün algısını ve kararlarını etkiler. Yol yüzeyi, hava, trafik ve diğer sürücülerin davranışları ise sürekli değişir. Bu nedenle iyi sürüş, ezberlenmiş birkaç komuttan oluşmaz. Sürücü her an sistemin durumunu okumalı, tehlike ortaya çıkmadan önce hızını ve konumunu yeniden düzenlemelidir.

Motosiklet fiziği bu yaklaşımı somutlaştırır. Virajda gerekli yatış ve lastik kuvveti hız yükseldikçe hızla artar. Frenlemede yük ön tarafa geçer; bu yüzden fren basıncının ani bir darbeyle değil, lastiği ve süspansiyonu yükleyecek biçimde ilerleyerek kurulması gerekir. Lastiğin yol üzerinde üretebileceği toplam kuvvet sınırlıdır. Aynı anda hem güçlü fren hem yüksek yatış talep edildiğinde bu kapasite paylaşılır. Sürücü bu ilişkileri anladığında kuralları ezberlemek yerine değişen koşullara uyarlayabilir.

Bakış ve dikkat de en az kumanda becerileri kadar önemlidir. Gözümüzün açık olması, çevredeki her şeyi bilinçli olarak gördüğümüz anlamına gelmez. Kavşakta bekleyen aracın ön tekeri, park halindeki otomobilin altından görünen ayak, asfalt rengindeki değişim veya karşı şeritteki aracın konumu yaklaşan tehlike hakkında erken bilgi verebilir. Eğitimli sürücü bu işaretleri paniğe değil, hazırlığa dönüştürür. Takip aralığını büyütür, gazı düzenler, frenleri hazırlar ve kaçış alanını belirler. Böylece olağanüstü reflekslere ihtiyaç duymadan daha fazla seçenek üretir.

Yeni teknoloji eğitimde değerli bir yardımcıdır. Kamera kayıtları bakışın ve yol konumunun, telemetri fren ve gaz geçişlerinin, sensörler ise hız ve yatış değişimlerinin görünür olmasını sağlar. Öğrencinin hissettiğiyle verinin gösterdiği arasındaki fark güçlü bir geri bildirim yaratabilir. Yine de teknoloji eğitmenin yerini almaz. Veriyi doğru yorumlamak, öğrencinin seviyesine uygun çalışma kurmak ve güvenli bir öğrenme sırası oluşturmak gerekir. İyi eğitmen gösteri yapan kişi değil; öğrencinin kendi sınırını okuyabilmesini, doğru soruları sorabilmesini ve bağımsız biçimde öğrenmeye devam etmesini sağlayan kişidir.

Bu yaklaşım günlük sürüşte küçük ve düzenli alışkanlıklarla yaşar. Yola çıkmadan lastikleri, frenleri, sıvıları, ışıkları ve kumandaları kontrol ederim. Sürüş içinde görüş mesafesine göre hız seçer, takip aralığını koşullara göre büyütür ve kendi performansımdaki düşüş işaretlerini izlerim. Aynı virajda ikinci kez çizgi düzeltmek, tabelayı geç fark etmek, gidonu sıkmak veya gereksiz öfkelenmek mola zamanının geldiğini gösterebilir. Grup sürüşünde tempo, en az deneyimli sürücünün güvenli alanına göre kurulmalı; kimse geride kalmamak için sınırını aşmamalıdır. Bakım, hazırlık ve zamanında mola gösterişli görünmese de güvenli sürüşün en güçlü parçalarıdır. Eğitmenlikte hedefim, bu sade kontrolleri birer zorunluluk olmaktan çıkarıp sürücünün doğal reflekslerine dönüştürmektir.

Yirmi beş yılın sonunda hâlâ her sürüşte öğreniyorum. Bazen yeni bir teknolojiden, bazen bir öğrencinin sorusundan, bazen de tanıdığım bir yolun değişen hava koşullarından. Motosikletli hayatın devamı için güvenliği özgürlüğün karşısına koymamak gerekir. Güvenlik, yolculuğun tadını azaltan bir kurallar listesi değil; yarın yeniden yola çıkabilmenin altyapısıdır. Hazırlık, bakım, eğitim, mola ve eve dönüş aynı yolculuğun parçalarıdır.

Benim eğitmen olarak anlatmaya çalıştığım temel düşünce de budur: İyi sürüş yalnızca gitmeyi bilmek değil, motosikletin fiziğini anlayarak güvenle devam edebilmektir.

FOTOĞRAF: KADİR İSTEMİHAN SENSES  INSTAGRAM: ozgunyigitel