Yaklaşık 10 yıldır her ay hazırladığımız bu derginin sayfalarında, farklı alanlarda başarılarıyla öne çıkan pek çok insanın hikâyesine yer verdik. Kimi zaman bir girişimciyi, kimi zaman bir sanatçıyı, kimi zaman da kendi alanında fark yaratan bir profesyoneli kapağımıza taşıdık. Ancak bu ay, benim için diğerlerinden biraz daha farklı…

Çünkü bu ay kapağımızda eşim, Dr. Aslı Tamer var.

Normal şartlarda bir editör olarak bu satırları yazarken kişisel yakınlığımı bir kenara bırakmayı tercih ederim. Fakat bu kez, yaklaşık iki buçuk-üç aylık bir süreçte, Aslı’nın yeni kliniğini hayata geçirirken gösterdiği çabayı, işine duyduğu tutkuyu ve mesleğine yaklaşımını en yakından izleyen insanlardan biri olarak, bunları anlatmanın tam da yeri olduğunu düşünüyorum. Bir insanın yaptığı işi ne kadar ciddiye aldığını anlamak için bazen söylediklerine değil, kimse görmezken ne yaptığına bakmak gerekir.

Ben Aslı’nın kimsenin görmediği saatlerde çalıştığını çok gördüm. Gece saat üçte, sabahın erken saatlerinde, herkes uyurken yurt dışındaki kaynakları incelediğine; Amerika’dan İngiltere’ye, Avrupa’nın farklı merkezlerindeki kliniklerin uygulamalarını, yeni teknikleri, kullanılan ürünleri ve güncel gelişmeleri araştırdığına defalarca şahit oldum. Bir ürünün içeriğini, uygulama tekniğini, güvenilirliğini ve sonuçlarını tek tek incelemeden karar vermediğini biliyorum.

Onun için bu iş, yalnızca bir klinik açmak ya da bir uygulama yapmak değil. Sürekli öğrenmek, kendini geliştirmek ve yaptığı her işin bir öncekinden daha doğru, daha güvenli ve daha iyi olması için çabalamak. Belki de benim için bütün bunların içindeki en değerli taraf ise mesleki yaklaşımındaki etik hassasiyeti.

Aslı’nın birinci önceliğinin “güzellik”ten önce güven olduğunu çok net görüyorum. Karşısındaki kişinin gerçekten ihtiyacı olmayan bir uygulamayı istediğinde bile, bunu sırf talep edildi diye yapmayı doğru bulmuyor. Önce uzun uzun dinliyor, anlatıyor, değerlendiriyor. Gereksiz olduğunu düşünüyorsa bunu açıkça söylüyor. Çünkü onun için doğru olan, her talebi gerçekleştirmek değil; kişinin gerçekten ihtiyacı olanı, en doğru yöntemle ortaya koyabilmek.

Aslı Tamer Medikal Esteik Kliniği’nin hazırlık ve açılış sürecinde onlarca insanın Aslı ile yüz yüze veya telefonla konuşmasına şahit oldum. Farklı sektörlerden, farklı yaş ve çevrelerden insanlar… Neredeyse birbirleriyle anlaşmış gibiydiler. Söyledikleri cümlelerin ortak noktası ise hep aynıydı:

“Gerçekten güvenerek gidebileceğimiz bir doktor arıyorduk.”

Bence Kocaeli’nin de tam olarak böyle bir doktora ihtiyacı vardı. Yahya Kaptan’da kapılarını açan kliniğin, kısa süre önce gerçekleşen resmi açılışında da bunun güzel bir karşılığını gördük. Farklı sektörlerden çok sayıda tanınmış ismin bir araya geldiği, yüksek enerjili, samimi ve çok güzel bir açılış oldu. Aslı’nın yaptığı konuşmayı dinlerken, bu yolculuğun onun için ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha hissettim.

Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.

Ben, bu klinikte yalnızca iyi uygulamalar değil; bilgi, titizlik, etik ve güven üzerine kurulmuş çok güzel bir hikâye yazılacağına inanıyorum. Çünkü bütün bu süreci en yakından izleyen biri olarak, Aslı’nın bunu ne kadar büyük bir tutkuyla istediğini ve bunun için ne kadar emek verdiğini biliyorum. Bu nedenle bu ay editör yazımı ona ayırmak istedim.

Kendisiyle gurur duyuyorum. Yeni kliniğinin ona, ekibine ve Kocaeli’ye hayırlı olmasını diliyorum. Aslı Tamer’i ve mesleğine bakışını daha yakından tanımak isteyenler için ise bu ayki kapak röportajımızda çok daha fazlası var.

Benim gördüğüm Aslı’yı, onun kendi cümleleriyle siz de bu sayfalarda okuyacaksınız. Önümüzdeki süreçte çok güzel işlere imza atacağına hiç şüphe duymuyorum.

Ve başarılı hekimlerimizi bunun dışında tutuyorum. Burada dikkat çekmek istediğim nokta, sektördeki bazı olumsuz örneklerin toplumda güven duygusunu maalesef ciddi şekilde zedelemiş olması.